AnasayfaKapıTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Azerbaycan Musiqisi Kafkasin Gürleyen Sesi Dahasi... Bilgi Paylasim Adresi...www.ay-maral-can.tr.gg
Similar topics
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Orhan Gencebay Hatasiz Kul Olmnaz
Ptsi Eyl. 10, 2012 5:47 am tarafından AyMaRaLCaN

» Hatasız Kul Olmaz
Ptsi Eyl. 10, 2012 5:45 am tarafından AyMaRaLCaN

» Rüzgar alabildiğine hırçın ...
Ptsi Eyl. 10, 2012 5:42 am tarafından AyMaRaLCaN

» ANADOLU'DA ERMENİ ZULMÜ
Salı Nis. 24, 2012 9:11 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Elesger
Salı Nis. 24, 2012 9:05 am tarafından AyMaRaLCaN

» QURBAN ADINA
Salı Nis. 24, 2012 9:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azərbaycan karikatura tarixi
Salı Nis. 24, 2012 9:02 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azeri Mutfagi -Tursular
Salı Nis. 24, 2012 9:00 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azerbaycan Mutfağı Özellikleri
Salı Nis. 24, 2012 8:58 am tarafından AyMaRaLCaN

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum
Istatistikler
Toplam 3 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: MaRaLCaN

Kullanıcılarımız toplam 725 mesaj attılar bunda 372 konu

Paylaş | 
 

 Fenerbahçe Tarihi (1907)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:09 am

1899-1907

Erken Tarih

Fenerbahçe'nin esas kuruluş tarihi 1899'lara dayanır. İlk zamanlar sadece futbol kulübü olan kulüp 1910 yılına kadar böylece kalmış, 1910'da Kuşdili Kulübü'nün kendisine katılımıyla spor kulübü haline gelmiştir. II.Abdülhamit döneminde MüslümanTürklerin herhangi bir derneğe üye dahi olmaları yasaklanmıştı. Buna karşın gayrimüslimler dernek kurabilmekteydi. Bu, Kadıköy insanını öfkelendirmekte ve hırslandırmaktaydı. Tüm tehlikeleri göze alan deniz öğrencisi Fuat Hüsnü, eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali'yle 1899 yılında devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak için Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü)‘nü kurdular. Fakat siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyordu.
Aradan geçen birkaç yıl içinde aynı gençler yeni katılanlarla birlikte Kurbağalıdere Köprüsü’nün yakınındaki Hurşit Ağa’nın kahvehanesinde toplanıyor ve 1901 yılında da, bu kez isim de değiştirerek Kadıköy Futbol Kulübü ismindeki bir yeni takımı daha kurabilmenin çalışmalarını yapıyorlardı.Bunun sonucunda bu külübü 1902 yılında kurmuşlardır.Fakat günlük yayınlanan Fransızca Servet Gazetesi bu haberi hafiyelere sısdırmış ve durum II.Abdülhamit'in kulağına gitmiştir.Böylece bir kez daha Kadıköy'lü gençlerin kurduğu futbol takımı dağıtılıyordu.

1907-1923

Resmî Kuruluş

Takvim yaprakları 1907 yılını göstermekteyken II.Abdülhamit döneminin son günleri yaşanmaktaydı.Saltanatının son zamanlarını yaşayan II.Abdülhamit'in baskı rejimi her alanda azalmıştı.Bu azalma futbola da yansımıştı.Artık Türk gençleri de açıktan futbol oynuyordu.

Bu durumdan yararlanan Kadıköy’lü gençlerden, Hariciye Nazırı Asım ve Server Paşa’ların torunu Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey’in oğlu Ziya Bey ile Harekat Ordusu Feriki Şevki Paşa’nın oğlu Ayetullah Bey ve de ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey’in yeğeni Enver Necip (Okaner) Bey, Necip Bey’in Moda Başpınar sokak 3 numaralı evde yaptıkları görüşme neticesinde kuracakları takım hakkında fikir yürütüyorlardı.Görüşmeler sonucunda maddi destek sağlayan dönemin zenginlerinden Saint Joseph mezunu Mühendis Nurizade Ziya Bey’e kulübün kurucu başkanlığını, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey’e katiplik görevini, Bahriye Subayı Necip Bey’e de kaptanlık ve veznedarlık görevini verildi.Yine görüşmede varılan fikir birliği ile de ; kuracakları kulübün adını oturdukları semtten esinlenerek Fenerbahçe yapacaklar, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise Fenerbahçesi’ndeki papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan renklerinden yani sarı ile beyazdan alacaklardı.
Kulüp kısa sürede bir kadro semtteki gençlerden oluşturmuştu. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile tanınan dernek kurma serbestliği İstanbul’da birçok Türk kulübünün kurulmasına vesile oldu. Kulüp sayısındaki artış İstanbul’da yeni bir ligin kurulması ihtiyacını doğurdu.Bu nedenle de o dönemlerde ülkede resmi tatil günü olan Cuma günleri oynanacak bir lig olan, Cuma Ligi adıyla yeni bir lig kuruldu.
Kulüp kuruluşunda sarı-beyaz olan renklerini 1909 sonbaharında sarı-laciverte çevirmiştir.1909-1910 sezonuyla birlikte de İstanbul Futbol Ligi'ne katılmıştır.Fenerbahçe–Galatasaray kulüpleri arasındaki ezeli rekabet, ilk defa 17 Ocak 1909 tarihinde Galatasaray Lisesi öğrencilerinin takımı ile, yeni kurulmuş bir semt takımı maçı şeklinde başlamıştır.Bu tarihten itibaren de o dönemlerdeki İstanbul futbolundaki şampiyonluklar genelde bu iki Türk takımı arasında paylaşılmıştır.
Fenerbahçe Kulübü’nün ilk amblemi olan Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp yöneticileri bunu tatminkar bulmadıklarından, ve içinde bulundukları monarşi rejimini tehdit edici sayılacağı endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında futbolcu solaçık Hikmet’in çizdiği amblem herkesin beğenisini kazandı ve kabul edildi.
1910 yılında Kuşdili Kulübü'nün kulüp bünyesine katılımıyla Fenerbahçe Kürek, avcılık, kriket ve tenis sporlarına sahip olmuştur.
Kadrosunu gençlerle güçlendiren bu Fenerbahçe 1911 - 1912 liginde hiç yenilmeden şampiyon oldu.Şampiyonluğun en önemli yanı ise, Fenerbahçe’nin bu şampiyonluğu ile İngiliz ve Rum takımlarının şampiyonluklarının tamamen sona erdirmesi ve bu tarihten itibaren de Türk futbolunda şampiyonlukların artık Türk takımlarının olmasıydı. Bu şampiyonluk, kulübün itibarını bir anda yükseltti, imkanlarını arttırdı.Altıyol’da bir kulüp lokali kiralandı, lokalin açılışı ile üye sayısı çoğaldı.Bu arada futbol dışında diğer spor dallarında da faaliyet gösterilmesine başlandığından, aynı yıl Fenerbahçe Futbol Kulübü adı , Fenerbahçe Spor Kulübü’ne dönüştürüldu.

Kulübün kuruluş günü olarak Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın kulübü ziyaret tarihi olan 3 Mayıs kabul edilir.

Kuruluş Amacı

Kulübün amacı kuruluş tüzüğünün 2. ve 3. maddelerin şu şekilde belirtilmiştir:

"Kulübün takip ettiği amaç: Memlekette bedenî ve fikrî terbiyenin yayılmasını sağlamak. Vatan gençlerini vatanın korunmasına, zorluklara ve askerî seferberliklere hazırlamaktır."

"Kulüp, özellikle askerî beden eğitimlerinin yapılması, millî oyunların yaygınlaştırılması ve disiplinli bir hâlde geliştirilmesiyle uğraşacak. Kaybolan tecrübelerin kazanılmasına uygun amatör şubeler kurulması ve açılmasına çalışacaktır."

I.Dünya Savaşı ve Fenerbahçe

I.Dünya Savaşı başlangıcıyla genç nüfus silah altına alındı.İngiliz takımları İstanbul'da yaptığı maçları bıraktı.1914-1915 yılında Fenerbahçe ve Galatasaray'ın arasında çıkan anlaşmazlıktan dolayı lig, iki ayrı küme halinde oynanmıştır.İstanbul Şampiyonluğu Ligi'ni kazanan Fenerbahçe ile İstanbul Futbol Birliği Ligi'nde birinci olan Galatasaray takımları, gerçek İstanbul şampiyonunun belirlenmesi amacıyla 11 Şubat1916 günü İttihatspor sahasında (bugünkü Şükrü Saracoğlu Stadı) karşılaştılar. Muzaffer’in golüne karşılık Said Selahaddin’in 2, Galip Kulaksızoğlu’nun da 1 golüyle ezeli rakibini 3-1 yenmeyi başaran Fenerbahçe, hem 1914-15 sezonu şampiyonluğunu hem de İngiltere’den özel olarak getirtilen ve 10 yılın sonunda en çok şampiyon olacak takıma verilecek olan tarihi şildi kazandı.

1910 yılında Galatasaray'a kardeş kulüp olarak kurulan Progress International, 1914 yılında Altınordu Spor Kulübü adını almıştır. Dahiliye Nazırı'ni başkanlığa getirerek hem mali destek sağlamış hem de hükümetten destek alarak cepheye asker yollamayan tek kulüp olmuştur.Mali olarak gelişmesine paralel olarak iyi futbolcuları kadrosuna katmıştır.Bunlar içinde 7 tane Fenerbahçeli futbolcu da bulunmaktaydı.Fenerbahçe bunun üzerine genç ve hırslı futbolcuları kadrosuna katmıştır.Genç Fenerbahçe ilk lig maçına 17 Kasım 1916 yılında Anadolu Üsküdar'a karşı oynamıştır.Kulübün kurucusu ve başkanı olan Burhan Felek tecrübesiz, toy Fenerbahçe takımına alınan 7-0'lık hezimetten sonra istifa etmiştir.
Fenerbahçe, Çanakkale Savaşları boyunca birçok oyuncusunu kaybetmiştir.

Kulüp 3 Mayıs 1918 tarihinde çok önemli bir misafiri ağırladı:

Mustafa Kemal ******.

****** kulübün Kuşdili'ndeki lokaline ziyarette bulundu.Bu tarih daha sonraları kulübün kuruluş günü olarak görülmüş ve kuruluş tarihi 3 Mayıs 1907 olarak kabul edilmiştir.****** kulüp şeref defterine şunları not düşmüştür:

Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-ı takdir olmus bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.


Kurtuluş Savaşı

İstanbul, 16 Mart 1920 günü işgal kuvvetlerince resmen işgal edilir. Kurtuluş Savaşı dönemi'nde işgal kuvvetlerine mensup özellikle İngiliz ve Fransız askeri takımlarıyla yapılan futbol maçları, İstanbul halkının büyük ilgisini çekiyordu. Türk kulüpleri bu takımlarla 5 yılda 50’sini Fenerbahçe’nin oynadığı toplam 80 maç yapmıştır. İşgal kuvvetleri takımlarına karşı kazanılan galibiyetler ise Türk takımlarını halkın gönülllerinde yüceltiyordu. Türk takımlarının özellikle de Fenerbahçe’nin, başta General Harrington Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, milletin ve yaralı gönüllerine teselli veriyordu.
Fenerbahçe futbol sahalarında işgal kuvvetlerine karşı ardı ardına aldığı galibiyetlerle milli mücadelenin adeta İstanbul şubesi halini alıyordu. Bu dönemde Türk futbolu denince ilk akla gelen Fenerbahçe oluyordu. Kurtuluş Savaşı cephelerinden gelen her yeni zafer halkın moralini yükseltirken, Fenerbahçe'nin de aldığı galibiyetler bu morali daha da arttırıyordu. 1910’lu yıllarda en fazla iki bin kişinin izlediği Fenerbahçe, 1919-1920 yıllarında 6-7 bin kişinin doldurduğu tribünlere oynuyordu.
Fenerbahçe takımı artık "Kuva-i Milliye" ruhunun halk içindeki sembolü olmuştu. Bunun ilk sebebi işgal takımları ile oynadıkları toplam 50 maçtan sadece 5'ini kaybetmeleri , 41 maçta galip gelmeleriydi ki Altınordu ve Galatasaray takımları bu başarıyı gösterememişlerdi. İkinci sebebi ise, Kurtuluş Savaşı'nın lideri olan Mustafa Kemal ******'ün Fenerbahçeli olarak bilinmesiydi.

1927–1947

Kuşdili Yangını

Türkiye'nin birden fazla şube barındıran ilk spor kuübü olma başarısını gösteren Fenerbahçe, 1913 yılında geçerli olan nizamname ile atletizm, kürek, yüzme, atlama, yelken, patinaj, tenis, çayır hoaaai, boks, kriket gibi spor dallarıyla da meşgul oluyordu. Bunlara daha sonra masa tenisi, eskrim, jimnastik, avcılık, su kayağı, bilardo, salon futbolu, otomobil, atıcılık, sutopu, bisiklet, halter, güreş, basketbol, izcilik, patenli hoaaa, voleybol gibi toplam 25 spor şubesi içeren 35 spor dalında birçok başarılara imza atılıyordu.
Bu branşlarda sürekli gelişim gösteren Fenerbahçe, 25.kuruluş yılında 5/6 Haziran 1932 gecesi meydana gelen bir yangın sonucunda kupalarından üye kayıt ve maç defterlerini de içeren belgelerine kadar gelmiş geçmiş bütün maddi eser ve izlerini kaybediyordu.Bu kötü durum bütün Türkiye'de şok etkisi yarattı. Fenerbahçe Kulübü İdare Heyeti bunun üzerine basına aşağıdaki tebligatı veriyodu:

Sevgili yuvamız, 25 senelik spor hayatımızda elde ettiğimiz şeref ve galibiyet, hatıraları ile birlikte yanmıştır. Bugün, maddi spor vesaitimizden de tamamen mahrum kalmış bulunuyoruz. Yek değerlerimize karşı sarsılmaz itimat, muhabbet ve tesanüt (dayanışma) havası içinde, yıllarca süren müşterek emeklerimizin muhassalasının (elde edilmiş sonucunun) enkazı karşısında derin bir teessür (üzüntü) duymamak kabil değildir. Mahvolan manevi kıymetlerin maattessüf (ne yazık ki) tamiri imkansızdır. Şu kadar ki, 25 senedir kazandığımız muvaffakiyetlerin hatıralarını kalbimizde daha büyük bir vecd (heyecan) içinde yaşatmak, bu hatıraları Fenerbahçe gençliğine kitap halinde hediye etmek gene mümkündür. Hatta ilk vazifelerimizden biridir. Kupalarımız, bayraklarımız yanmıştır. Fakat yüreğimizdeki hatıralar canlılığını kaybetmeyecektir. Başta Ulu Gazimiz olmak üzere; kulübümüzün mesaisini takdir eden kıymetli yazıları taşıyan hatıra defterimiz kül olmuştur.Fakat bizim emeklerimizi takdir etmiş olan büyük şeflerimiz, memleketini seven memleketin idealine candan bağlı, çalışkan, tesanüt (dayanışma) ve muhabbet çerçevesi içinde Türk gençliğini gene himaye edeceklerdir. Hayatın mütemadi bir mücadele olduğunu, mücadelesiz, ızdırapsız, elemsiz, hayatta gerek ferd ve gerek millet itibariyle muvaffak olmak imkanı olmayacağını Türk gençliğine hatırlatan Büyük Gazi'nin nasihatleri bu elemli günlerimizde, bizim için en büyük teselli ve kuvvet membaı olacaktır. Fenerbahçelileri, kulübümüzün maruz kaldığı felaket nispetinde büyük olan vazifeye davet ediyoruz.

Yangının ertesinde büyük gazetelerden Milliyet ve Cumhuriyet Fenerbahçe’ye Yardım ismi altında kampanya başlatmışdırlar. Yeni bir kulüp binası ve kulüp sahası satın almak için yapılan ilk bağışı ise 19 Haziran1932 tarihinde İş Bankası eliyle 500 TL. göndermek suretiyle ****** yapmıştır.Bu yardımların sonucunda ilk adı Silahtar Ağa Sahası*, sonraları Papazın Çayırı*, Union Kulüp Sahası*, İttihat Spor Sahası* ve nihayet 25 Ekim1929 tarihinde de Fenerbahçe Stadı*** ismini alan 36 dönümlük stat , 6 Temmuz1932'de 9000 TL. karşılığında satın alındı. Böylelikle Fenerbahçe yurtta stat mülkiyetine sahip ilk kulüp oldu. Ayrıca yapılan bu stad ******'ün büstlerinin konulmasına müsaade ettiği tek stat da olmuştur.
1936 yılında Ankara ve İzmir şehirlerinin takımlarının katılımıyla Milli Küme kuruldu. Milli küme 1942, 1948, 1949 yılları hariç 1936-1950 yılları arasında yapılmıştır.1938 yılında kendi isteğiyle ligden çekilen Fenerbahçe, bunun dışındaki tüm turnuvalara katılmış 1937, 1940, 1943, 1945, 1946 ve 1950 yıllarında olmak üzere 6 kez kazanarak bu kupada en çok zafere ulaşan takım olmuştur

1939 yılı Türkfutbolunda bir ilk gerçekleşti.9 Eylül1939Cumartesi akşamı 21.00'de, Taksim Stadı'nda Fenerbahçe ile Beyoğluspor ilk gece maçına çıktılar. İlk gece maçındaki ilk golü Fenerbahçeli Fikret Kırcan atmış, Fenerbahçe sahadan 4-2 galip ayrılmıştı.

Politika ve Fenerbahçe

Bu zamanlarda politika çoğu sporda etkili olmuştur.1929-1930 yıllarında başlayan ve CHP tarafından düzenlenen turnuvada 10 yıl boyunca en çok şampiyon olan takım İstanbul Şildi'ni kazanacaktı.7 yıl düzenlenen turnuvada Fenerbahçe 4 kez kazanınca İstanbul Şildi'nin sahibi oldu.

1936 Yaz Olimpiyatları'na da politika damgasını vurmuş,Berlin'de düzenlenen olimpiyatlar adeta Adolf Hitler'in gövde gösterisine dönmüştü.II.Dünya Savaşı başlamadan önce devletler,başka devletleri kendi saflarına çekmek için uğraşıyorlardı.Bu amaçla İngiltere'nin profesyonel futbolcuları 1941 yılında Türkiye'ye gelir.İngilizler, Ankara'da ve İstanbul'da olmak üzere Fenerbahçe ile 2 maç yaparlar.Ankara'daki ilk maç 2-2 berabere sona erer.İkinci maç İstanbul'da, eski adıyla Fenerbahçe yeni adıyla Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda oynandı.aç esnasında Fenerbahçe aleyhine bir penaltı verilir.Topun başına o güne kadar hiç penaltı kaçırmayan Wodword geçer. Kalede ise Cihat Arman vardır. Vuruşu bir metre yükseklikten sol kale direğinin hemen yanından ağlarla buluşacakken, Cihat Arman hiç görülmemiş bir şekilde topu kornere çıkarır. İngilizler donup kalmıştırlar.Herkez şaşkınlık içindedir.
İngilizler sıraya girer ve bu olağandışı kurtarışı yapan kaleci Cihat Arman'ı teker teker tebrik ederler. Hiç kimse bu olayı unutamaz.

Yine Nazi Almanyası'nın propagandasını yapmak üzere Linklerimizi üyelerimiz görebilir Uslanmam üyeliği için tıklayın. 1942'de SK Admira Wien takımı Türkiye'ye gelir.
Viyana ekibi Beşiktaş'ı 3-2, Galatasaray'ı 3-0 yener. Son maçını Fenerbahçe'ye karşı yapar ve 2-1 mağlup olur.

Şükrü Saracoğlu, bir siyaset adamıydı. Bunun yanında sıkı bir Fenerbahçeliydi. Fenerbahçe'ye birçok faydası dokundu. Hükümetlerde görevdeyken bile Fenerbahçe başkanlığını sürdümüş, siyasetteyken, 1934-1950 yılları arasında görevde bulunmuştur. Daha sonraları stada adı verilmiştir.

1947–1967

Diğer Spor Dalları

II.Dünya Savaşı her şeyi de olduğu gibi Fenerbahçe'yi de finansal olarak olumsuz etkiledi. Buna karşın sportif anlamda başarılar devam etti. Fenerbahçeli atlet Ruhi Sarıalp, Londra'da düzenlenen 1948 Yaz Olimpiyatları'nda üç adım atlamada bronz madalya kazandı. Bu bir Türk'ün atletizm alanında kazandığı ilk madalyaydı.
1944'de Fenerbahçe, ikinci resmi branşını basketbol alanında kurdu. Böylece futboldaki Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti basketbola da sıçradı. Ekip ilk büyük başarısını 27 Mart1954'te elde etti. Bu tarihte Galatasaray'ı ilk kez yenerek ezeli rakibinin basketboldaki hegemonyasına büyük bir darbe vurdu. Ekip ilk şampiyonluğuna ise 1957 yılında ulaştı.
Fenerbahçe ve Galatasaray ezeli rekabetini 1947 yılında bir başka sporda sürdürür: Rugby.

Yapılan ilk karşılaşma 18 Mayıs1947'de oynandı. Bu ayrıca son karşılaşma da oldu. Fenerbahçe karşılaşmayı 12-0 kazandı. Bu sonuç karşısında Galatasaray Rugby branşını kapatmaya karar verdi.

Başkanlarımız

1907–1908 Ziya Songülen
1908–1909 Ayetullah Bey
1909–1910 Tevfik Haccar Taşçı
1911–1912 Osman Fuat Efendi
1912–1914 Hamit Hüsnü Kayacan
1914–1915 Hulusi Salih Paşa
1915–1916 M. Sabri Toprak
1916–1918 Dr. Nazım Bey
1918–1919 Refik Ahmet Nuri Sekizinci
1920–1923 Ömer Faruk Efendi
1924–1927 Nasuhi Baydar
1928–1932 Muvaffak Menemencioğlu
1932–1933 Sait Selahattin Cihanoğlu
1933–1934 Hayri Celal Atamer
1934–1950 Şükrü Saraçoğlu
1950–1951 Ali Muhiddin Hacı Bekir
1951–1953 Osman Kavrakoğlu
1953–1954 Bedii Yazıcı
1955–1957 Zeki Rıza Sporel
1958–1959 Agah Erozan
1960–1960 Medeni Berk
1960–1961 Hasan Kamil Sporel
1961–1962 Razi Trak
1962–1966 İsmet Uluğ
1966–1974 Faruk Ilgaz
1974–1976 Emin Cankurtaran
1976–1980 Faruk Ilgaz
1980–1981 Razi Trak
1981–1983 Ali Şen
1983–1984 Faruk Ilgaz
1984–1986 Fikret Arıcan
1986–1989 Tahsin Kaya
1989–1993 Metin Aşık
1993–1994 Güven Sazak
1994–1994 Hasan Özaydın
1994–1998 Ali Şen
1998—.... Aziz Yıldırım

Unutulmayan Futbolcular

Fenerbahçe 1907 yılında kurulduğunda oldukça kısıtlı bir kadroya sahipti.
Bunlardan Galip Kulaksızoğlu ilk kadrodan kulüpte en fazla kalan isimdi. Kulüpte 17 yıl geçiren Kulaksızoğlu 1924 yılında jübile yapana kadar 216 maça çıkmıştı.
Zeki Rıza Sporel Fenerbahçe'nin altyapısından çıkmış ilk isimlerdendi. 18 yıllık kulüp kariyerinde 352 maçta 470 gol atarak maç başına 1,3 gol ortalaması ile kulüpte önemli bir yer edinmiştir. Zeki Rıza Sporel 16 kez forma giydiği Türkiye Millî Futbol Takımı forması ile 15 gole imza atmıştır.
Cihat Arman kulübe en uzun süre hizmet eden kalecilerdendir. 12 sezon boyunca 308 maça çıkmıştır.
Lefter Küçükandonyadis, Avrupa'da mücadele eden ilk önemli Türk oyunculardandır. Lefter, Fenerbahçe'ye geri dönmeden önce 2 yıl boyunca sırayla ACF Fiorentina ve OGC Nice takımlarında oynamıştır. Lefter 615 maçta 423 gol atarak kulübün 2 İstanbul Ligi, 3 Türkiye Ligi zaferi kazanmasında etkili olmuştur.
Bir başka efsanevi oyuncu Can Bartu, kulübün Avrupa'ya ihraç ettiği önemli oyunculardandır. Ayrıca Can Bartu bir avrupa kupası finalinde ( Fiorentina - Glasgow Rangers, 1 Ocak 1961 ) top koşturan ilk Türk oyuncu olmuştur. Bartu, Fenerbahçe'ye geri dönmeden önce S.S.C. Venezia ve S.S. Lazio takımlarında da futbol oynamıştır. Bartu, Fenerbahçe'de 330 lig maçında 162 gol atmış ve 4 Türkiye Ligi zaferi yaşamıştır.
Yakın geçmişte, özellikle yabancı futbolcular taraftarın gönlünde taht kurmuştur. Bunlardan Uche Okechukwu 13 sezon Fenerbahçe ve İstanbulspor'da forma giymiş ve Türkiye'de en uzun süre kalmış yabancı oyuncu unvanını elde etmiştir. Uche, Fenerbahçe kariyerinde 2 Türkiye Ligi şampiyonluğu yaşamış ve taraftarlar tarafından kulübün unutulmaz isimlerinden biri olarak görülmektedir.

Amblemimiz



Amblem, 1910 yılında resimde yeteneği olan futbolcu Topuz Hikmet tarafından tasarlamıştır ve bu amblem günümüze kadar ulaşmıştır.

Topuz Hikmet'in anlatımıyla Fenerbahçe ambleminin öyküsü :

Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerle bir amblem yaptırılması gündeme geldi. Arkadaşlarım bu amblemin çizilmesini benden rica ettiler. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de aaaanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve kuruluş tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; " Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. " Çizdiğim şekil arkadaşlarım tarafından beğenildi ve yeni amblem o tarihlerde Almanya'da bulunan Tevfik Haccar'ın aracılığıyla orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle değiştirildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:10 am

Amblem, 1910 yılında resimde yeteneği olan futbolcu Topuz Hikmet tarafından tasarlamıştır ve bu amblem günümüze kadar ulaşmıştır.

Sarı lacivert ağırlıklı toplam 5 renkten oluşan amblemde Fenerbahçe Spor Kulübü *1907* yazan yuvarlak dış kısım temizlik ve açık yüreklilik anlamını taşımaktadır. Kırmızı arka zemin rengi ise Fenerbahçe'liler arasındaki sevgi ve bağlılığı anlatırken aynı zamanda Türk bayrağını temsil etmektedir. Ortadaki sarı renk ise Fenerbahçe'yi gıpta edenleri ve kıskananları, lacivert renk Asaleti temsil etmektedir. Bu iki renk arasından yükselen meşe dalı ise Güç ve Kudreti temsil ederken bunun yeşil olmasının sebebi ise Yükselen bu kudret için başarının gerekliliğidir. Bu logo İngiltere'nin Manchester şehrine gönderilerek 1910 yılında ilk kez rozet haline getirilmiştir. 1929 yılından itibaren eski Türkçe harfler yeni Türkçeye çevrilmiştir. Logonun üzerinde küçük çaplı değişiklikler, düzenlemeler yapılmış ve aslı korunarak günümüze kadar gelmiştir.

Topuz Hikmet'in anlatımıyla Fenerbahçe ambleminin öyküsü:

Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerle bir amblem yaptırılması gündeme geldi. Arkadaşlarım bu amblemin çizilmesini benden rica ettiler. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de ¤¤¤¤net, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve kuruluş tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlarım tarafından beğenildi ve yeni amblem o tarihlerde Almanya'da bulunan Tevfik Haccar'ın aracılığıyla orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle değiştirildi.

****** ve Fenerbahçe [değiştir]Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe Tarihi adlı kitabında şöyle yazmaktadır:

******, 10 Ağustos 1928 yılında oynanan ve 3-3 berabere biten, Fenerbahçe - Galatasaray Gazi Kupası maçından sonra ikisi Fenerbahçeli ve üçü Galatasaraylı beş kişinin önünde Fenerbahçeli olduğunu açıkladı.
Mustafa Kemal ******’ün, Fenerbahçe Spor Kulübünü ziyaret ettikten sonra hatıra defterine yazdığı yazılar şöyledir:

Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.
******'ün kendi el yazısıyla yazımış olduğu orijinal metin 3.5.1334 (1918)
Bu sözlerin günümüz Türkçesi şöyledir:
Fenerbahçe Kulübü'nün her tarafta beğenilip değer verilen, eser ve çalışmalarını duymuş ve bu kulübü ziyaret edip bu işte emeği, geçenleri tebrik etmeği görev edinmiştim. Bu görev ancak bugün yerine getirilebilmiştir. Takdir ettiğimi ve kutladığımı buraya kaydetmekle övünüyorum. ® 3/5/1918 Ordu Komutanı Mustafa Kemal

******'ün Fenerbahçe Kulübüne gösterdiği bu özel ilgiyi kesinlikle yadırgamamak gerekir. Kurtuluş Savaşının kazanılmasında, savaşa gönderdiği subay beş futbolcusuyla ve o karanlık yıllarda en güçlü düşman takımlarını ardarda yenerek ulusa verdiği moralle cumhuriyetin kurulmasında pay sahibi olan bir kulübü Ulu Önder elbette ki özel bir sevgi ile sevecek ve bunu dile getirecekti.

Rüştü Dağlaroğlu'nun Fenerbahçe Tarihi Adlı Kitabına göre:


Ayrıca Mustafa Kemal ****** Fenerbahçe Kulübü’nü ziyaret etmiş, hatıra defterine duygularını yazmış, maçına gitmiş, yaz balosuna katılmış, yangından sonra kulübüne maddi yardımda bulunmuş, Yalova Termal’deki gösteri maçına sadece Fenerbahçe su topu takımını davet ettirmiş, stadına büstünün konmasına izin vermiş, Fenerbahçe spor kulübü mensuplarının deniz sporları ile iglilenmesi isteğini dile getirmiş bu konuda direktif vermiştir ve iki kez Fenerbahçe'liliğini deklare etmiştir.

Başarılar [değiştir]
İlkler [değiştir]Cemiyetler kanununa göre kuruluşu resmen tescil olunan ilk Türk spor kulübüdür.
1967 yılında Balkan Kupası'nı alarak Türk futbol tarihinde, uluslararası resmi bir organizasyonda şampiyon olan ilk Türk Spor Kulübü olmuştur. (1966-1967 Balkan Kupası Şampiyonu Fenerbahçe)
Kupa Galipleri Kupası'nda Çeyrek Final oynayan ilk Türk takımıdır. (1963-64 Kupa Galipleri Kupası)
1996-1997 sezonunda ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde, kendi sahasında 40 yıl boyunca (56 maç) yenilmeyen İngiliz takımı Manchester United'i deplasmanda Boliç'in 78. dakikada attığı golle yenmiştir.
UEFA 2.Tur Grubundan çıkan ilk Türk takımıdır.
Kupa Galipleri Kupası'na katılan, galibiyet alan ve tur atlayan ilk Türk takımıdır.
UEFA Kupası'na katılan ve galibiyet alan ilk Türk takımıdır.
Balkan Kupası'na katılan, galibiyet alan ve tur atlayan ilk Türk takımıdır.
Avrupa Kupalarında deplasman galibiyeti alan ilk Türk takımıdır. (1959-60 Şampiyon Kulüpler Kupası Csepel SC 2-3 Fenerbahçe)
Avrupa Kupalarında maç yaparak tur atlayan ilk Türk takımıdır. (1959-60 Şampiyon Kulüpler Kupası)
Avrupa Kupalarında Fransızları yenen ilk Türk takımıdır. (1959-60 Şampiyon Kulüpler Kupası FB-OGC Nice :2-1)
Avrupa Kupalarında Fransızları kendi evinde yenen ilk Türk takımıdır. (1959-60 Şampiyon Kulüpler Kupası FB-OGC Nice :2-1)
Avrupa Kupalarında Fransızları deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1985-86 Bordeaux-FB :2-3)
UEFA Kupası'nda Fransızları yenen ilk Türk takımıdır. (1973-74 FB-OGC Nice :2-0)
UEFA Kupası'nda Fransızları kendi evinde yenen ilk Türk takımıdır. (1973-74 FB-OGC Nice :2-0)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Fransızları eleyen ilk Türk takımıdır. (1985-86 Bordeaux)
Avrupa Kupalarında İngilizleri yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1968-69 FB-Manchester City :2-1)
Avrupa Kupalarında İngilizleri eleyen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1968-69 Manchester City)
Avrupa Kupalarında İngilizleri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1968-69 FB-Manchester City :2-1)
Avrupa Kupalarında İngilizleri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyonlar Ligi 1996-97 Manchester United FC-FB :0-1)-(İntertoto Kupası hariç)
Şampiyonlar Ligi'nde İngilizleri yenen ilk Türk takımıdır. (1996-97 Manchester United FC-FB :0-1)
Şampiyonlar Ligi'nde İngilizleri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (1996-97 Manchester United FC-FB :0-1)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Hollandalıları yenen ilk Türk takımıdır. (1978-79 FB-PSV Eindhoven :2-1)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Hollandalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1978-79 FB-PSV Eindhoven :2-1)
Avrupa Kupalarında Portekizlileri yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1975-76 FB-Benfica :1-0)
Avrupa Kupalarında Portekizlileri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1975-76 FB-Benfica :1-0)
Avrupa Kupalarında Portekizlileri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1990-91 Vitoria SC Guimaraes-FB :2-3)
Avrupa Kupalarında Portekizlileri eleyen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1990-91 Vitoria SC Guimaraes)
UEFA Kupası'nda Portekizlileri yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1990-91 FB-Vitoria SC Guimaraes :3-0)
UEFA Kupası'nda Portekizlileri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1990-91 FB-Vitoria SC Guimaraes :3-0)
UEFA Kupası'nda Portekizlileri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (1990-91 Vitoria SC Guimaraes-FB :2-3)
UEFA Kupası'nda Portekizlileri eleyen ilk Türk takımıdır. (1990-91 Vitoria SC Guimaraes)
Avrupa Kupalarında İsveçlileri yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1985-86 FB-IFK Göteborg :2-1)
Avrupa Kupalarında İsveçlileri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1985-86 FB-IFK Göteborg :2-1)
UEFA Kupası'nda İsveçlileri yenen ilk Türk takımıdır. (1998-99 FB-IFK Göteborg :1-0)
UEFA Kupası'nda İsveçlileri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1998-99 FB-IFK Göteborg :1-0)
UEFA Kupası'nda İsveçlileri eleyen ilk Türk takımıdır. (1998-99 IFK Göteborg)
Şampiyonlar Ligi'nde Avusturyalıları yenen ilk Türk takımıdır. (1996-97 FB-SK Rapid Wien :1-0)
Şampiyonlar Ligi'nde Avusturyalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1996-97 FB-SK Rapid Wien :1-0)
Şampiyonlar Ligi'nde Çekleri yenen ilk Türk takımıdır. (2004-2005 FB-AC Sparta Prag :1-0)
Şampiyonlar Ligi'nde Çekleri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (2004-2005 FB-AC Sparta Prag :1-0)
Şampiyonlar Ligi'nde Çekleri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (2004-2005 AC Sparta Prag-FB :0-1)
UEFA Kupası'nda Polanyalıları yenen ilk Türk takımıdır. (1972-73 FB-KS Ruch Chorzow :1-0)
UEFA Kupası'nda Polanyalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1972-73 FB-KS Ruch Chorzow :1-0)
Avrupa Kupalarında Macarları yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1959-60 Csepel SC-FB :2-3)
Avrupa Kupalarında Macarları deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1959-60 Csepel SC-FB :2-3)
Avrupa Kupalarında Macarları eleyen ilk Türk takımıdır. (Şampiyon Kulüpler Kupası 1959-60 Csepel SC)
Kupa Galipleri Kupası'nda Macarları yenen ilk Türk takımıdır. (1963-64 FB-MTK Budapeşte :3-1)
Kupa Galipleri Kupası'nda Macarları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır.(1963-64 FB-MTK Budapeşte :3-1)
UEFA Kupası'nda Macarları yenen ilk Türk takımıdır. (1976-77 FB-Videoton FCF :2-1)
UEFA Kupası'nda Macarları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1976-77 FB-Videoton FCF :2-1)
Avrupa Kupalarında İsraillileri yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyonlar Ligi 1996-97 Maccabi Tel Aviv-FB :0-1)-(İntertoto Kupası hariç)
Avrupa Kupalarında İsraillileri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (Şampiyonlar Ligi 1996-97 Maccabi Tel Aviv-FB :0-1)
UEFA Kupası'nda Romanyalıları yenen ilk Türk takımıdır. (1973-74 FB-FC Agres Dasia Piteşti :5-1)
UEFA Kupası'nda Romanyalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1973-74 FB-FC Agres Dasia Piteşti :5-1)
Kupa Galipleri Kupası'nda Romanyalıları yenen ilk Türk takımıdır. (1963-64 FB-FC Petrolul Ploieşti :4-1)
Kupa Galipleri Kupası'nda Romanyalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1963-64 FB-FC Petrolul Ploieşti :4-1)
Kupa Galipleri Kupası'nda Romanyalıları eleyen ilk Türk takımıdır. (1963-64 FC Petrolul Ploieşti)
UEFA Kupası'nda Arnavutları yenen ilk Türk takımıdır. (1995-96 FB-KS Partizani :2-0)
UEFA Kupası'nda Arnavutları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1995-96 FB-KS Partizani :2-0)
UEFA Kupası'nda Arnavutları deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (1995-96 KS Partizani-FB :0-4)
UEFA Kupası'nda Arnavutları eleyen ilk Türk takımıdır. (1995-96 KS Partizani)
Avrupa Kupalarında Kuzey İrlandalıları yenen ilk Türk takımıdır. (Kupa Galipleri Kupası 1963-64 FB-Linfield FC :4-1)
Avrupa Kupalarında Kuzey İrlandalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (Kupa Galipleri Kupası 1963-64 FB-Linfield FC :4-1)
Avrupa Kupalarında Kuzey İrlandalıları eleyen ilk Türk takımıdır. (Kupa Galipleri Kupası 1963-64 Linfield FC)
Avrupa Kupalarında Danimarkalıları deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 2006-2007 Randers FC-FB :0-3)
UEFA Kupası'nda Danimarkalıları yenen ilk Türk takımıdır. (2006-2007 FB-Randers FC :2-1)
UEFA Kupası'nda Danimarkalıları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (2006-2007 FB-Randers FC :2-1)
UEFA Kupası'nda Danimarkalıları eleyen ilk Türk takımıdır. (2006-2007 Randers FC)
Avrupa Kupalarında Danimarkalıları eleyen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 2006-2007 Randers FC)-(Intertoto Kupası hariç)
Avrupa Kupalarında Bulgarları yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1992-93 FB-FK Botev Plovdiv :3-1)
Avrupa Kupalrında Bulgarları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1992-93 FB-FK Botev Plovdiv :3-1)
Avrupa Kupalarında Bulgarları eleyen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1992-93 FK Botev Plovdiv)
Avrupa Kupalarında Azerileri yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1994-95 FB-Turan Tovuz :5-0)
Avrupa Kupalarında Azerileri kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1994-95 FB-Turan Tovuz :5-0)
Avrupa Kupalarında Azerileri deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1994-95 Turan Tovuz-FB :0-2)
Avrupa Kupalarında Azerileri eleyen ilk Türk takımıdır. (UEFA Kupası 1994-95 Turan Tovuz)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Lüksemburgluları yenen ilk Türk takımıdır. (1974-75 AS LA Jeunesse-FB :2-3)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Lüksemburgluları kendi sahasında yenen ilk Türk takımıdır. (1974-75 FB-AS LA Jeunesse :2-0)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Lüksemburgluları deplasmanda yenen ilk Türk takımıdır. (1974-75 AS LA Jeunesse-FB :2-3)
Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Lüksemburgluları eleyen ilk Türk takımıdır. (1974-75 AS LA Jeunesse)
Dünya Şampiyonu unvanlı bir ülkenin takımını yenip eleyen ilk Türk takımdır. (1968 Manchester City)
Avrupa Şampiyonu unvanlı bir ülkenin takımını yenip eleyen ilk Türk takımıdır. (1985 Bordeaux)
Türkiye Profesyonel 1. Futbol Ligi'nde ilk şampiyonluğu yaşayan takımdır.
Milli Küme'de ilk şampiyonluğu yaşayan takımdır.
Donanma Kupası'nı ilk kazanan takımdır.
İstanbul Şildi'nde ilk şampiyonluğa ulaşan takımdır.
Kazandığı şampiyonlukların önceliğine göre 1. ve 2. yıldızı alan ilk takımdır.(Türkiye'de her 5 Şampiyonlukta takımlar formasına 1 yıldız takmaya hak kazanırlar.Bu uygulama TFF tarafından sonradan yürürlüğe girmiştir.)
Süper Lig'de bir sezon boyunca kendi evindeki bütün maçları kazanan ilk takım olmuştur. (2000-2001 sezonu / 17 galibiyet)
Fenerbahçe ebedi puan cetvelinde 1000 gol ve 2000 gol barajına ulaşan ilk takımdır.
15 Mart 1959 yılında Türkiye 1. Ligindeki ilk penaltıyı Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis atmıştır. (Beykozspor 1 - 2 Fenerbahçe)
Türk Futbol Federasyonu'nun "Altın Şeref Madalyası"nı alan ilk futbolcu Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis'dir.
Bir milli maçta en çok gol atan ilk futbolcu unvanını Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel elde etmiştir. (1924 yılında Fillandiya'yı 4-2 yendiğimiz maçın tüm gollerini atmıştır.)
Fenerbahçeli Can Bartu Türk milli takımı formasını hem basketbol hem de futbol dallarında giyen ilk ve tek sporcudur.
Türk futbol tarihinde Fenerbahçeli Mehmet Aurelio milli takımda forma giyen ilk ve tek Brezilya asıllı Türk futbolcudur.
İlk plonjonu yapan kalecinin mensup olduğu takımdır.
Bir futbolcusu için jübile düzenleyen ilk kulübümüzdür. (Lefter Küçükandonyadis - 1964)
Bir futbolcusu Dünya Karmasında oynayan ilk kulübümüzdür. (İsa Ertürk)
Bir spor dalında ülkemizi ilk kez takım halinde temsil eden kulübümüzdür. (1930 Balkan Tenis Şampiyonası)
Uluslararası yarışmalarda birinci gelen ilk Türk kürekçin mensup olduğu kulüptür. (Tonguç Türsan, 1954)
Basketbolda 1956 yılında yapılan Gençler Türkiye Şampiyonası'nda birinciliği ilk Fenerbahçe kazandı.
Basketbolda Türkiye Kupasını alan ilk takım Fenerbahçe'dir. (1966-67)
Basketbolda Avrupa Kupalarında bir sezonda hem erkek hem bayan takımı birden Final Four oynama başarısını gösteren ilk ve tek Avrupa kulübü Fenerbahçe'dir.(2004-2005)
Basketbolda Avrupa Kupalarında maç yapan ilk kulüptür
Stat mülkiyetine sahip ilk spor kulübüdür.
Türkiye'de kulüpler bazında, UEFA'nın 5 yıldızlı stadyumları arasında yer alan ilk ve tek stadyum Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'dur.
Türkiye'de UEFA Kupası finaline ev sahipliği yapan ilk ve tek kulüp stadının sahibidir. (2009 UEFA Kupası finali Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak.)
Türkiye'de ilk defa stadyumunda elektronik skorbord kullanan kulüptür.
Türkiye'de ilk defa stadyumunda elektronik reklam panosu kullanan kulüptür.
Türkiye'de ilk defa stadyumunda ısıtma sistemini kuran kulüptür.
Türkiye'de atılan gollerden sonra golü atan futbolcunun isminin stadyumda anons edildiği ilk futbol takımıdır.
Tarihi Spor Müzesi olan ilk ve tek spor kulübüdür.(Bu müze mumyalarla sahnelenen bölümleriyle, diğer spor kulüplerinin müzelerine göre dünyada bir ilk olma özelliğine sahiptir.)
Türkiye'nin ilk spor kulübü kanalı FB TV kurulmuştur.
Türkiye'nin adına radyo kurulan ilk spor kulübüdür. (Fenerbahçe FM daha sonra satılarak Radyo 99 olmuştur.)
Türkiye'de tüm ticari faaliyetlerini bir CEO'ya bağlı olarak düzenleyen ilk kulüptür.
Türkiye'nin internette Fenerbahçe ile ilgili sitesi bulunan ilk spor kulübüdür.
Türkiye'de ilk defa çift taraflı formayı kuruluşunun 100. yılında Fenerbahçe Spor Kulübü yapmıştır.
Türkiye'de gazete çıkaran ilk ve tek kulüptür. (Fenerbahçe Gazetesi)
Dünyada ve Türkiye'de özel günü olan ilk ve tek kulüptür. (Dünya Fenerbahçeliler Günü - Dünyada ve Türkiye'de, ilk kez Fenerbahçe Spor Kulübü bir günü Fenerbahçelilere adamıştır. Kutlama günü 1907 kuruluş yılından esinlenilerek 19 Temmuz (19.07) saat 19:07 olarak belirlenmiştir.)
Türkiye'nin ilk kadın otomobil yarışçısı Fenerbahçeli Samiye Morkaya olmuştur. (1932)
Av sporu ilk olarak 1913’de Fenerbahçe’de örgütlenmiş ve 1925 yılında şubeleşmiştir.Şubenin kurucusu olan Fenerbahçeli Sait Selahattin Cihanoğlu Afrika'da aslan avlayan ilk Türk'tür.Profesyonel bir safariye katılan ilk Türk yine Sait Selahattin Cihanoğlu'dur.
Fenerbahçe 100. yıl kutlama etkinlikleri kapsamında bir bilim kongresi düzenleyecek.İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde 1-3 Eylül 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecek bu Kongre bir spor kulübü tarafından dünyada gerçekleştirilecek ilk bilimsel toplantı olma özelliğini taşıyor.

Enler [değiştir]Fenerbahçe, Türkiye'de kurulmuş kulüplerin içinde, kuruluş amaçlarında, "vatanın korunması" maddesini ilke olarak kuruluş tüzüğüne almış olan tek spor kulübüdür. Kulübün ilk kuruluş tüzüğü, Ağustos 2005'de Fenerbahçe Müze Kurulu Başkanı Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu tarafından eski bir sahaf dükkanında bulundu. 1913 yılında Osmanlıca olarak yazılmış orijinalinde yapılan ilk araştırmalarda, kulübün kuruluş amacının belirtildiği tüzüğün ikinci maddesinde, "Fenerbahçe Kulübü'nün kuruluş amacı; vatan gençlerini, vatanın korunmasına ve askeri seferberliklere hazırlamaktır." yazısının yer aldığı belirtildi.
******'ün, stadına büstünün konmasına izin verdiği tek spor kulübümüzdür.
Türkiye'nin işgal yıllarında düşman takımlarıyla 50 maç yapan, bunların 41'inde galip gelip, 4'ünde berabere kalan ve Anadolu'da cephede savaşan askerlerimize ve Türk halkına moral veren tek takım Fenerbahçe'dir.
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda, işgalcilere karşı hem cephede hem de sahada mücadele veren ve 1923 yılında düzenlenen General Harrington Kupası maçında İngiliz karmasını yenerek kupayı alan ve İngilizleri İstanbul'dan eli boş yollayan tek Türk takımı Fenerbahçe'dir.
Fenerbahçe tarihinde 84 kez resmi lig ve kupa şampiyonu olup en çok şampiyon olan takımdır.
Fenerbahçe resmi olan ve resmi olmayan kupalarda Türkiye'de en fazla kupaya sahip olan takımdır. (Futbol: 127 kupa)
Fenerbahçe Türk Futbol Federasyonu'nun kuruluş tarihinden bu yana yapılan resmi şampiyonalarda en fazla şampiyon olan takımdır. (1923'den bu yana)
Fenerbahçe ayrıca tüm sporların toplam kupalarında da Türkiye'de en fazla kupaya sahip olan kulüptür.
Fenerbahçe İstanbul Şildi için düzenlenen turnuvalarda en çok şampiyon(4) olup şildin nihai sahibi olmaya hak kazanan tek takımdır.
Fenerbahçe Donanma Kupası'nı en çok kazanan takımdır.(4)
Fenerbahçe Milli Küme'de en çok şampiyon olan takımdır.(6)
Fenerbahçe Başbakanlık Kupası'nı en çok kazanan(Cool ve en çok final oynayan (15) takımdır.
Fenerbahçe ****** Kupası'nı en çok kazanan takımdır.(2)
Fenerbahçe Türkiye Futbol Birinciliği'nde en çok şampiyon olan takımdır.(3)
Fenerbahçe İstanbul Futbol Ligi'nde en çok şampiyon olan takımdır.(16)
Fenerbahçe İstanbul Futbol Ligi'ni en çok yenilmeden şampiyon olan takımdır.
Fenerbahçe İstanbul Futbol Ligi'nde bir maçta en çok gol atan takımıdır.(1930-31 Fenerbahçe:16 - 0: Anadolu)
Fenerbahçe bir sezonda en çok kupa kazanan takımdır.1967-1968 yılında tam 5 kupa birden kazanarak ulaşılması güç bir rekor kırdı.(Lig Şampiyonluğu, Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Spor-Toto Kupası ve Balkan Kupası)
Bir kulüp başkanının döneminde futbolda en çok kupa kazanan takımdır. (Şükrü Saracoğlu : 21 kupa)
Fenerbahçe bir sezonda en az gol yiyerek şampiyon olan takımdır.1922-1923 sezonunda hiç gol yemeden şampiyon olup bir DÜNYA REKORU kırdı.
Fenerbahçe ayrıca 1969-1970 sezonunda 30 maçta kalesinde sadece 6 gol görerek, en az gol yiyen tek takım oldu. Maç başına 0.2 gol yiyen Rumen Datcu da muhteşem bir performans göstererek, Türk futbol tarihine ismini yazdırdı.
Fenerbahçe 1988-1989 Sezonunda Rakip Kalelere 36 maçta tam 103 gol göndererek Türk futbol tarihinde bir sezonda en fazla gol atan takım unvanına sahip oldu.
Fenerbahçe üst üste 4 kere gol kralı çıkaran tek takımdır
Fenerbahçe tüm zamanların en çok liderlik koltuğuna oturan takımıdır.
1988-1989 sezonunda 36 maçta, elde ettiği 29 galibiyet, 6 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile %88.8 başarı ortalaması yakala¤¤¤¤¤ en iyi performansa sahip takım olmuştur.
Fenerbahçe 48 sezonun 15'inde ligin en az gol yiyen takımı oldu.(GS:12 BJK:12)
Fenerbahçe 48 sezonun 19'unda ligin en fazla gol atan takımı oldu.(GS:16 BJK:6)
Fenerbahçe 48 sezonun 22'sinde ligin en az yenilen takımı oldu.(GS:16 BJK:12)
2005-2006 sezonunda Türkiye Liginde en iyi ilk yarı performansına sahip takımdır.(18 takımlı liglerde-14 galibiyet ve 3 beraberlikle başarı ortalaması: %91,2)
Fenerbahçe 1988-89 sezonda +76 averajıyla en iyi averaja sahip olan takımdır.
Fenerbahçe ligde bir sezonda en fazla puan topla¤¤¤¤¤ şampiyon olan takımdır.(1988-1989 sezonunda 36 maçta 93 puana sahip olmuştur. Puan Ortalaması:2,58)
Fenerbahçe Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok deplasman galibiyeti alan Türk takımıdır.(3 kere)
Fenerbahçe UEFA Kupası'na en çok katılan (16 kere) ve en çok maç oynayan Türk takımıdır.(52 maç)
Fenerbahçe UEFA Kupası'nda en çok galibiyet alan Türk takımıdır.(18 kere)
Fenerbahçe UEFA Kupası'nda kendi sahasında en çok galibiyet alan Türk takımıdır.(14 galibiyet)
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi ön elemesinde en farklı galibiyet alan takımdır.(Torshawn : 0 - 5 : Fenerbahçe)
Fenerbahçe ligde en çok ilk ikiye girerek şampiyonluk mücadelesi veren takımdır.(FB:31,GS:25,BJK:23,TS:13)
Fenerbahçe dört büyükler içerisinde en az şampiyonluk hasreti çeken tek takımdır.(6 sezon)
Kazandığı toplam kupalarda kendinden sonra gelen Galatasaray'ı en çok yenen ve Galatasaray'a en çok gol atan takımdır.
Ligde bir maçta en çok penaltı atan takımdır. (1986-87 sezonunda Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında Fenerbahçe 4 gol atmıştır.)
Ligde bir maçta en çok penaltı atan futbolcuya sahiptir. (1986-87 sezonunda Fenerbahçeli Zafer Tüzün, Eskişehirspor'a karşı 4 atışı da gole çevirdi.)
Futbolcusu bir maçta en çok gol atan takımdır. (Tanju Çolak, 6 gol, Fenerbahçe - Karşıyaka: 7-1, 1992-1993 sezonu, 14.hafta)
Fenerbahçeli Tuncay Şanlı Manchester United takımına bir maçta 3 gol atan tek oyuncu olmanın yanında, Şampiyonlar Ligi'nde 1 maçta en çok gol atan Türk oyuncu olarak tarihe geçmiştir.
Fenerbahçe milli takıma en çok kaptan veren takımdır.(166 kere)
Fenerbahçe en çok milli olan futbolcuya sahip takımdır. (Rüştü Reçber)
Fenerbahçeli Rüştü Reçber, UEFA’nın düzenlediği “2002 yılının en iyileri” anketinde, 2002 yılının en iyi kalecisi seçildi.
Fenerbahçeli Rüştü Reçber, FIFA 100 listesine giren tek Türk kalecidir.(FIFA'nın 100. yılını kutlaması onuruna yapılan bu listede dünyanın yaşayan en iyi futbolcuları belirlenmiştir.)
Aynı sezon A, B ve Genç Takımı yenilgisiz 3 İstanbul Şampiyonluğu birden kazanan tek kulübümüzdür. (1932-1933 Sezonu)
Bir futbolcusu, yabancı bir milli takımı çalıştıran tek kulübümüzdür. (Koço Negroponti, Yunanistan)
Atletizm'de uluslararası yarışmalar düzenleyen tek kulübümüzdür.
Atletizm'de takım halinde yurtdışına çıkan tek kulübümüzdür. (Atina, 1951)
Atletizm'de Avrupa Şampiyonu olan tek kulübümüzdür. (1993)
Atletizm'de en çok şampiyon olan ve en çok kupa kazanan takımdır. (67)
Atletizm'de üst üste en çok şampiyon olan takımdır. (10)
Olimpiyat Oyunları'nda madalya kazanan tüm Türk atletlerinin mensup olduğu kulüptür. 1948 Londra Olimpiyatlarında 3 adım atlamada Ruhi Sarıalp bronz madalya ve 2004 Atina Olimpiyatlarında çekiç atmada Eşref Apak bronz madalya kazanmıştır.
Olimpiyat Oyunları'nda boksta final oynayan tek Türk atletinin mensup olduğu kulüptür. 2004 Atina Olimpiyatlarında 48kg.'da Atagün Yalçınkaya gümüş madalya kazanmıştır. 17 yaşında final oynayan sporcu, Muhammet Ali'den sonra olimpiyatlarda final oynayan en genç boksör unvanını da aldı.
Basketbolda bir maçta en fazla sayı atan oyuncu Fenerbahçeli Erman Kunter'dir. (153 sayı Fenerbahçe formasıyla Hilalspor'a-1988)
Basketbolda bir devrede en fazla sayı atan oyuncu Fenerbahçeli Erman Kunter'dir. (81 sayı Fenerbahçe formasıyla Hilalspor'a-1988)
Basketbolda bayanlarda Türkiye Kupası'nı en çok alan takımdır. (6 kere)
Kürekte en çok şampiyon olan ve en çok kupa kazanan takımdır.
Kürekte üst üste en çok şampiyon olan takımdır.(6 kere)
Yüzme dalında en çok şampiyon olan takımdır.
Bünyesinde en çok sporcu bulunduran kulüptür.
Kurulduğundan bu yana adına en çok şarkı bestelenen takımdır. Ayrıca hakkında en çok kitap ve ansiklopedi yazılan kulüptür.
Kurulduğundan bu yana en çok plak, kaset ve cd'ye sahip olan kulüptür.
Türkiye'nin en zengin spor kulübüdür. (Stat, Tesisler, Fenerium, Taraftar Kart, Sponsorluk, Televizyon, Reklam gelirleri vs.)
Türkiye'de en çok vergi veren kulüp Fenerbahçe Spor Kulübü'dür
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:11 am

1897'lerde Dereağzı Moda bölümünde ilk futbol takımı hareketlenmeleri. "Siyah Çoraplılar" adını verdikleri futbol takımı... 1907 yılı ilkbaharında, Kadıköylü gençlerden Nurizâde Ziya (Songülen), Bahriyeli Necip (Okaner), Hasan Sami (Kocamemi) ve arkadaşları arasında "Hintli" lakabıyla anılan Asaf (Beşpınar) beyler, ne zamandan beri içlerini kor gibi yakmakta olan bir konuda kesin kararlarını veriyorlar. Ne pahasına olursa olsun, bir futbol kulübü kuracaklar....

Necip Bey'in Moda'daki evinde yaptıkları toplantıda kurmayı kararlaştırdıkları kulüplerine Fenerbahçe adını vermişler, forma rengi olarak da, o güzel bahar günlerinde Fenerbahçe çayırını süsleyen papatyaların rengi, Sarı-Beyaz'ı seçmişlerdi. Amblemleri ise Fenerbahçe'nin ışık saçan feneri olacaktı. Bu yeni kulübün kuruluş hazırlıkları hızla akıp giden zamana yetişemediğinden Fenerbahçe takımı 1907-1908 İstanbul Futbol Ligi'ne katılamamış; 1908-1909 sezonunda ise forma renklerini Sarı-Lacivert'e çevirmişlerdi. Fenerbahçe kulübü kuruluş yıllarında çok sıkıntılı dönemler yaşamış ve kulübe yeni katılan ve çoğu Saint Joseph Fransız Mektebi öğrencileri olan gençlerin büyük çabalarıyla hayatını sürdürebilmişti. Bu konuda Ayetullah ve Elkâtipzâde Mustafa beylerin unutulmaz hizmetleri olmuştu. Fenerbahçe Kulübü bu sarsıntıları atlattıktan sonra hızla güçlenmiş ve 1911-1912 sezonunda İstanbul Futbol Ligi şampiyonluğunu kazanma başarısına ulaşmıştı. Bundan sonra da Türk futbolunda Fenerbahçe ile Galatasaray'ın mutlak üstünlükleri başlamıştı. Fenerbahçe yalnız yurt içinde kazandığı şampiyonluklar ve elde ettiği başarılarla değil, gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında yabancı takımlarla yaptığı maçlardaki başarılarıyla da kendini göstermiş ve Türkiye'nin en çok sevilen kulüplerinin başında yer almıştır. Fenerbahçe'nin bu büyük sevgiyi kazanmasında en önemli sebeplerden biri de, Mütareke yıllarında İşgâl kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yaptığı maçlarda kazandığı parlak galibiyetlerin de önemli rolü olmuştur. Bu galibiyetler, işgâl altındaki İstanbul halkının kırılmış gururunu okşayan, hatta güçlendiren etkenler olmuş ve Fenerbahçe sevgisi bir çığ gibi büyümüştür. Fenerbahçe bugün Türkiye'de en çok taraftara sahip bulunan kulüp olarak tanınmaktadır. Yapılan resmi ve özel istatistikler bunu göstermektedir. Son olarak 1989 yılı sonunda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan kamuoyu araştırmasında Türkiye'de her 27 kişiden 1'inin Fenerbahçeli olduğu belirlendi


İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, ordusuyla birlikte 2 Ekim 1923 günü, İstanbul'u terkederken, Dolmabahçe rıhtımında TBMM İstanbul Kumandanı Selahattin Adil Paşa ile birlikte.

YAŞŞAA FENERBAHÇE

Türk halkı 1923 yılı Ekim ayının 29. günü, kabına sığmayan coşku gösterileriyle, kabına sığmayan bir zaferi kutluyor, inanılmazı gerçek yapan savaşımının onurlu başarısını yaşıyordu. Türk halkı o gün, dört yıllık Kurtuluş Savaşı'nın noktaladığı zaferini kutluyordu. Bu gün, Cumhuriyet'in kurulduğu mutlu gündü. Türk halkı o mutlu gününde, uygar bir yönetim biçiminin başlattığı, uygar bir yaşam dönemine ilk adımını atıyordu. Bu unutulmaz gününden tam 4 ay önce Türk halkı, bu kez Haziran ayının 29'unda, yine kabına sığmayan sevinç ve coşku gösterileriyle, yine kabına sığmayan bir gurur yaşıyor, bir gün daha "unutulmaz" sıfatıyla tarihe kazınıyordu. Çünkü halk, bugün de bir düşmanına karşı kazandığı zaferini kutluyordu. Cumhuriyet'in ilanından tam dört ay önce o gün, 1923 yılı Haziran ayının 29. günü, Fenerbahçe Futbol Takımı, İstanbul'daki İngiliz İşgal Kuvvetleri futbol takımıyla yaptığı maçı 2-1 kazanıyor, İşgal Kuvvetleri'nin mağrur komutanı General Harrington'un elinden komutanın kendi adına koyduğu kupayı alıyordu.

29 Haziran 1923 tarihi, Fenerbahçe'nin bir "düşman" futbol takımını yendiği günün tarihi olmasının ötesinde, işgal ettikleri ülkenin halkını küçümsemeyi deneyen bir işgalci komutana ve onun askerlerine unutulmaz bir dersin verildiği günün de tarihidir. Bu tarih ayrıca, ülkenin dört bir yanında milliyetçilik gururuyla spor zevkini bütünleştirmiş sporseverlerin, Fenerbahçe Kulübü'nün sevgi çatısı altında toplanmaya başlamalarının da ilk günüdür. Bu mutlu günü izleyen günlerde ve aylarda doğan çocuklara, Fenerbahçeli futbolcuların adlarının verilmesi "yarışı" da, işte bu mutlu günün ülke çapında yarattığı, o kabına sığmayan sevinçle başlamaktadır. İlk bakışta bir maçın kazanıldığı gün olmasının ötesinde hiçbir anlamı yok sanılan 29 Haziran 1923 günü kazanılan zafer gerçekte, kısa bir süre sonra alacakları son derslerinden önce, İngiliz İşgal Kuvvetleri'ne verilen ilk dersti de galiba. Dünyanın gözbebeği İstanbul, dünyanın gözü önünde işgal edilmişti ve şimdi de, üzerindeki tüm gözlerin altında, dünyanın gözaltında idi. İngiliz askerlerinin halk üzerinde uygulamaya çalıştıkları baskının bir benzerini komutanları Harrington, kendi askerleri üzerinde uyguluyordu. General Harrington, İstanbul'da hemen her şeyi denetimleri altında tutmaları konusunda askerlerine sert emirler veriyor, verdiği tüm emirlerin eksiksiz yerine getirilmesini bekliyordu. Fakat General Harrington, askerlerine bir konuda söz geçiremiyordu. Ne denli sert emir verirse versin, askerlerinin Fenerbahçe'yi yenebilmelerini bir türlü sağlayamıyordu. İşgal Kuvvetleri'ne ait çeşitli birliklerin futbol takımları Fenerbahçe'yle sık sık karşılaşmak istiyor, fakat yaptıkları tüm maçları da kaybediyorlardı. Bu özel maçlar gerçi fazla önemli değillerdi ama, Fenerbahçe'nin her maçta İngilizler'i yenmesi, yine de General Harrington'u çileden çıkarmaya yetiyordu. Türklere bu konuda kesin bir ders verilmeliydi. İstanbul'u askeri gücü altında tutan İngilizler, askeri alandaki üstünlüklerinin yanı sıra, futbolda da güçlü olduklarını kesinlikle göstermeliydiler. Yenmeleri gereken takım da Fenerbahçe'den başkası olmamalıydı. Ayrıca, önemli bir neden daha vardı: İşgal Kuvvetleri birliklerinden birinin takımını yendiğinde, Fenerbahçe'nin çevresinde Türkler bir anda bütünleşiyorlar ve ulusal bir sevinç yaşıyorlardı. Bu da İşgal Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hiç de hoş karşılanmıyordu. General Harrington'un Fenerbahçe'ye karşı duyduğu öfkenin kaynağı, emrindeki birliklerin tüm takımlarını yenen Fenerbahçe'nin, her maçtan sonra Türkler'in ulusal duygularını şahlandırmasının da ötesindeydi. Aslında General Harrington'daki Fenerbahçe öfkesinin gerçek nedeni, "Bu kulübün 'zararlı faaliyetler' içinde bulunması" idi. Fenerbahçe'nin o günlerdeki kulüp binası, Kalamış Koyu'na akan Kurbağalıdere'nin kenarındaydı


Fenerbahçeli futbolcular, Kurbağalıdere' deki antrenman sahasında bir yandan çalışma yaparlarken, öte yandan kulüp binasına (fotoğrafta) silah saklıyorlar ve gece karanlığında bunları Anadolu'ya gönderiyorlardı.


Binanın 8-10 metre ötesinde, motorların yanaştıkları bir iskele vardı. Kulüp binasının kayıkhanesi ise, silah ve cephane deposu olarak kullanılıyordu. Geceleri iskeleye gizlice yanaşan motorlara bu depodan yüklenen silah ve cephaneler, Anadolu'ya kaçırılıyordu. Büyük bir gizlilik içinde yapılmasına karşın bu "zararlı faaliyet" bir üre sonra İşgal Kuvvetleri Komutanlığı tarafından duyuldu. Aynı gün Fenerbahçe Kulübü'ne "zararlı faaliyet'in düşman tarafından duyulduğu haberi geldi. O gün idman yapmaya gelen oyuncuların bir görevi de, antrenman alanından kaybolup, kayıkhanedeki silah ve cephaneyi gizlice evlerine ¤¤¤ürmek ve orada saklamaktı.


Kulüp binasında saklanan silahlar Kurbağalıdere'den Marmara'ya oradan da Anadolu'ya kaçırılırdı.

Gece olmadan görev tamamlanmış, "depo"daki tüm silah ve cephaneler kulüp yöneticilerinin, üyelerinin ve sporcularının evlerine kaçırılmış ve buralarda korumaya alınmışlardı. Havanın iyice kararmasının ardından Fenerbahçe Kulübü'ne, albay düzeyindeki komutanların yönettiği bir "baskın operasyonu" yapıldı. Bu olay, Fenerbahçeliler için bir sürpriz olmadı. Fakat olayın sonu, İngilizler için büyük sürprizdi. Çünkü ne kayıkhanede, ne binanın öteki bölümlerinde tek silah ve cephane bulunamadı. Baskından sonra İngilizler, olay yerinden tümüyle çekilmediler. Kulüp binasının çevresine, süngüleri takılmış silahlarıyla nöbetçi bir birlik yerleştirdiler. İşgal altındaki İstanbul'un orta yerinde şimdi, Fenerbahçe Kulübü de işgal altına alınmıştı. Kendilerine gelen ihbarın boş çıkması bir yana daha da önemlisi, Fenerbahçe Kulübü'nün cezalandırılamaması, komutan Harrington'u küplere bindirmişti. Bu Fenerbahçe'ye, kesinlikle unutamayacağı bir ders verilmeliydi. Türklerin ulusal duygularının odağı durumuna gelen Fenerbahçe'nin, halkın gözündeki ve gönlündeki yerinden kesinlikle indirilmesi gerekiyordu. Bunu gerçekleştirmek için en etkin ve en kısa yol ise, futboldu. Harrington, emrindeki tüm subaylarla bir toplantı yaptı ve onlara, "Fenerbahçe'nin prestijinin yok edilerek, bu kulübün halkın gözünden düşürülmesi" emrini verdi. Toplantıda oluşan ortak görüş, "bu infaz"ın ancak futbol sahasında yapılabileceğiydi. İşgal Kuvvetleri'nin tüm birlikleri taranarak, en yetenekli futbolcular seçilecek ve kurulacak takıma, o sıralarda Malta, Cebelitarık ve Mısır'da oynayan ünlü dört İngiliz futbolcu da çağrılacaktı. İngilizler bir futbol maçından çok sanki bir savaşa hazırlanıyorlardı. Komutan Harrington da, maçın galibine vermek üzere kendi adını koyduğu, bir metre yüksekliğinde ve tümüyle gümüşten dev bir kupa yaptırdı. İngilizler'in cephesinde tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Şimdi sıra, Fenerbahçe'ye meydan okumaya gelmişti. Fakat Harrington, pek acele etmedi. Bu konuda ilk kez, hazırlıkların üstünden tam bir buçuk ay geçtikten sonra bir girişimde bulundu.


Haziran ayı başlarında, Beyoğlu'nun günlük yabancı gazetelerinde, aynı noktadan kaynaklanan bir haber yayınlandı. Bir davet maskesiyle örtülen fakat gerçekte açık bir meydan okumadan başka bir şey olmayan haber şöyleydi: "Batılılar karması Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine başkumandanın ismini taşıyan büyük bir kupa verilecektir. Bu maça Türk kulüpleri istedikleri gibi takviye alabilirler..." Haber, Türkler arasında önce nefret uyandırdı. Bu nefret daha sonra öfaaae, bundan sonra da kafa tutmaya dönüştü. Fenerbahçe Kulübü'nün yönetim kurulunu oluşturan Nasuhi Baydar, Galip Kulaksızoğlu ve Tevfik Taşçı "bu meydan okumanın altında kalmamak" ve "Türkler arasındaki bu ağır havayı ortadan kaldırmak" için kararlarını verdiler: "Goldstream Guards" adı verilen İşgal Kuvvetleri takımı ile maç yapmaya hazırız." Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu'nun kararı üç gün sonra gazetelerde çeşitli dillerde yayınlandı: "Batılılar karmasının çağrısını Fenerbahçe Kulübü, yalnız kendi kadrosu ile oynamak üzere ve koşulsuz olarak kabul etti." Fenerbahçe'nin üç kişilik yönetim kurulu, gazetelerde yer alan ilanlar ve haberlerle yetinmedi.İngilizce olarak kaleme alınan bir mektubu İşgal Kuvvetleri Komutanı'na gönderdi. Bu mektup şöyleydi: "İstanbul ve Havalisi Müttefik İşgal Kuvvetleri Spor Amirliği Cânib-i Âli'lerine, Harbiye, İstanbul. Fenerbahçe Spor Kulübü, bütün klüplere açık çağrınızı öğrenmiş bulunmaktadır. Kulübümüz, arzu buyurulan futbol maçını, yine arzu buyurulacak sahada yalnız kendi kadrosu ile oynamaya hazır olduğunu ve cevabınızı beklediğini cânib-i âlilerine bildirmekten onur duyarlar." Artık ok yaydan çıkmıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü, İşgal Kuvvetleri'nin bu meydan okumasına tek başına karşı koyacaktı. Bu, ancak o günleri yaşayanların tam anlamıyla anlayabilecekleri bir sorumluluk duygusuyla gerçekleştirilen bir hareketti. Bunun yanı sıra belki de bir anlamda, bir "cephe görevi"ydi. Gerçi, kulüp binasının bir bölümünü cephane deposu yaparak, buradan Anadolu'ya gizlice silah gönderen yöneticilerin, üyelerin ve futbolcuların kulübü Fenerbahçe, bu ulusal görevi ile, zaten cephenin tam ortasında idi. Silahlar, karşılıklı olarak çekilmişti. Fenerbahçe, İngilizler'le "savaşa girmeyi" kabul etmişti. Bu yolun dönüşü yoktu. Anadolu'ya silah gönderdiği bilinen, fakat delil olmadığı için, bu suçu "kanıtlanamayan" Fenerbahçe'ye hakettiği dersi sahada vererek onu, halkının gözünden düşürmeyi amaçlayan İngiliz İşgal Kuvvetleri'yle... yıllardır çektiği yönetici buhranı sonucu işgal edilmiş bir ülkenin, öyle bir duruma asla layık olmayan ulusunun, onurunu kurtarmayı görev edinen Fenerbahçe Kulübü arasında savaş başlıyordu. Cebelitarık, Malta ve Mısır'daki ünlü İngiliz futbolcular İstanbul'a gelmişler ve "Goldstream Guards" adlı İşgal Kuvvetleri takımında, birer "doping" malzemesi olarak yerlerini almışlardı. Maçın oynanacağı tarih de açıklanmıştı: 29 Haziran 1923. Bir adı da "Topçu Kışlası Meydanı" olan Taksim'de, bugünkü Taksim Gezi Parkı'nın bulunduğu yerdeki Taksim Stadı, o sabahın erken saatlerinde dolmaya başlamıştı. Fesli, şapkalı ve üniformalı binlerce seyirci akın akın stada geliyordu. Stadın demir parmaklıklı kapısından birbirlerinin üzerlerinden atla¤¤¤¤¤ ya da birbirlerini ezmekte olduklarına aldırma¤¤¤¤¤ geçmeye çalışan seyirciler arasında, ekose eteklikli İskoçlar'dan, geniş türbanlı Hindular'a, sarışın delikanlılardan, belleri keskin satırlı, kuzgun Güney Afrikalılar'a ve Avusturalya yerlilerine değin tüm "İngilizler" vardı. Sahanın kenarına dizilmiş yüzlerce iskemlede ise başta Komutan Harrington olmak üzere, İşgal Kuvvetleri'nin tüm general ve amiralleriyle, rengarenk üniformalar içinde çeşitli rütbedeki subaylar, eşleri ve çocukları oturuyorlardı. General Harrington tarafından bu maçı izlemesi için özel olarak davet edilen ve "Ironduck" adlı İngiliz zırhlısıyla özel olarak gelen Malta Valisi Lord Pulmmer ise, sözde evsahibi General Harrington'un yanında yerini almıştı. Sahaya giremeyenler ise, topçu kışlasının damında ve pencerelerinde kaptıkları yerlerde maçın başlamasını bekliyorlardı. Goldstream Guards Takımı'nın Fenerbahçe'ye vereceği dersi görmek için sabırsızlanan İşgal Kuvvetleri erleri ise, maç öncesi şımarıklıklarına karnaval adı vermişler, çılgınlıklarını eğlence sanmaya başlamışlardı. İşgal altındaki İstanbul'un hüzünlü halkı, dört kolla kucaklayabilmek için bir galibiyetin umuduyla sessiz sedasız duruyordu. Maç saati geldiğinde üç ünlü futbolcuyla güçlendirilmiş Goldstream Guards takımı kulakları sağır eden bir coşku altında sahaya çıktı. Taksim Stadı sanki yerinde duramıyor, olduğu yerde sallanıyordu. Fenerbahçe sahaya çıktığında ise İstanbul'un hüznü, İstanbullular'ın alkışlarında bile görülüyordu. Cılız, çekingen ve kısık sesli alkışlardı bunlar. Fenerbahçe o gün Türk ulusunu temsil etmekten başka bir de Türk futbolunun özel bir başarısını taşıyordu.


Fenerbahçe o yıl, hiç yenilmeden, hatta hiç gol yemeden ve tam 53 gol atarak, İstanbul şampiyonu olmuştu. Sahada yer alan takım bu başarıyı sağlayan oyunculardan oluşuyordu. Şampiyon Fenerbahçe'nin kadrosu şöyleydi: Şekip Kulaksızoğlu - Hasan Kamil Sporel, Cafer Çağatay - Kadri Tulga, İsmet Uluğ, Gahir Yeniçay - Sabih Arca, Alaeddin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Beleş Ömer Tanyeli ve Bedri Gürsoy. Maç başladığında İşgal Kuvvetleri oyuncularının sert oynamaları dikkat çekti. Dikkat çeken başka bir nokta ise hakemin bu sertliklere göz yumması idi. Türk seyirciler maçı sessizce izliyorlar, Fenerbahçeli futbolcular ise, üzerlerindeki gerginliklerini bir türlü atamıyorlardı. İlk önemli tehlike, Feenrbahçe kalesinde yaşandı. İngilizler'in bir şutu direkten döndü. Tehlikeden birkaç dakika sonra, İngilizler'in bekledikleri, Türkler'in ise korktukları an geldi. Malta'dan getirtilen ünlü futbolcu, Chelsea takımının soliç oyuncusu, maçın ilk golünü attı. Onun on beş metreden çektiği sert şut, kaleci Şekip Kulaksızoğlu'nun topa karşı koymasına olanak bırakmamıştı. Bu golden sonra İngiliz seyirciler, Taksim Stadı'nı bayram yerine çevirdiler. Sevinç gösterileri durmuyor, giderek daha da artıyordu. Yedikleri golden sonra Fenerbahçe takımında moral bozukluğu görülmedi; tersine, bu gol tüm oyuncularda kamçı etkisi yaptı. Üstelik, İngiliz seyirciler saha dışında çoştukça, Fenerbahçe takımı da saha içinde coştu. Fakat ilk yarı sona erene dek bu coşkunun meyvesi alınamadı. Bu yarı, Fenerbahçe'nin 1-0 aleyhinde bitmişti. İkinci yarı başladığında, sahada sanki bambaşka bir Fenerbahçe vardı. Oyuncuların ilk yarıda üzerlerinden atamadıkları gerginlikleri bu yarıda yok olmuş, sahaya gerginlikten uzak, rahat bir oyun oynayan Fenerbahçe gelmişti. Bu rahatlık 15 dakika sonra ilk meyvesini verdi. Zeki Rıza Sporel, iki İngiliz futbolcusunun arasından ustalıkla sıyrıldı ve "bomba" sözcüğü ile nitelendirilebilecek sertlikte bir şutla topu, İngilizler'in kalesine gönderdi. Sahada tüm Fenerbahçeli oyuncular sevinç içinde birbirlerine sarılırlarken, saha dışında o dakikaya değin seslerini çıkaramayan Türkler ise, sevinç haykırışlarıyla yerlerinden fırlamışlar, gözyaşları içinde birbirlerini kucakla¤¤¤¤¤ öpüyorlar, coşkularını paylaşıyorlardı. Şimdi sesleri duyulmayan kesim, İngiliz seyircilerdi. Sayı bakımından İngilizler'den çok az olmalarına karşın Türk seyircilerin sevgi gösterileri ve coşkusu, stadın dışına taşıyor, tüm Taksim Alanı'na yayılıyordu:


"Gooool...."


İşte bu coşku ve sevinç sürerken 74'üncü dakikada, santrhaf İsmet Uluğ topu büyük bir ustalıkla Zeki Rıza Sporel'e uzattı. Sporel, cetvelle çizilmişcesine ayağına kadar uzatılan bu pası değerlendirmekte gecikmedi ve yine iki İngliiz futbolcunun kendisini sıkıştırmasına ve engellemeye çalışmasına karşın, yine "bomba" gibi bir şutla topu ikinci kez İngilizler'in kalesine gönderdi. Fenerbahçe, güçlendirilmiş İngiliz İşgal Kuvvetleri karşısında şimdi, 2-1 öne geçmişti. Sahada İngiliz futbolcuları, saha dışında ise İngiliz seyirciler donmuş, kalmışlardı. Onlardan "boşalan" yerleri Türkle dolduruyordu. Sahada oyunu Fenerbahçe oynuyor saha dışında, seyirciler arasından ise sadece Türkler'in sesleri duyuluyordu. Maç bu sonuçla bittiğinde, sahayı çevreleyen tel örgüler yıkılmış daha sonra da stat dışındaki seyirciler sahayı doldurarak, Fenerbahçeli futbolcularla bütünleşmişlerdi. Türkler, Fenerbahçeli futbolcuları kucaklıyorlar, öpüyorlar, omuzlara kaldırıyorlar; sevinçlerini, coşkularını, hatta gururlarını onlarla paylaşıyorlardı. Maç bitmişti ama maçın sonuna konulması gereken bir nokta kalmıştı. Maçın galibine General Harrington Kupası verilecekti. Türkler ve İngilizler arasındaki "çekişme", bu kupanın sahibine teslim edilmesinden sonra noktalanmış olacaktı. Beklenen bu anda geldi. İşgal Kuvvetleri Komutanı Harrington, kendi adını verdiği gümüş işlemeli bir metre yüksekliğindeki kupayı, kendi takımını yenen Fenerbahçe'ye, kendi elleriyle verdi. Fenerbahçeli futbolcular, kupayı verirken İngiliz komutanın ellerinin titrediğine dikkat ettiklerini söylüyorlardı. Adına "maç" denilen İngiliz çekişmesi statta bitmişti ama, giderek büyüyen bir halk topluluğu tarafından, giderek artan bir sevinç ve coşkuyla, stat dışında sürdürülüyordu. Sevinçli ve coşkulu Türkler, sahada omuzlarına aldıkları Fenerbahçeli oyuncuları yere hiç indirmiyorlar, stattan omuzlarında çıkardıkları bu "ulusal kahramanları"nı, Taksim Alanı'ndan başla¤¤¤¤¤ İstanbul caddelerinde bir bayrak gibi taşıyorlardı. Türk halkı bu mutlu 29 Haziran 1923 tarihinden tam dört ay sonra, yine aynı gün, ayın 29'unda başka büyük ve görkemli bir zaferin mutluluğunu daha yaşayacaktı. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyeti'ne kavuşacak olan Türk halkı, bu en mutlu gününün provasını dört ay öncesinden şimdi yapıyordu sanki.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:11 am

HABERTÜRK'ün gündem yaratan spor programı 'Şeref Tribünü'nden spor tarihini alt üst edecek belgeler... İşte Fenerbahçe'nin gizli tarihinin belgelerini açıklıyoruz....
İşte Şeref Tribünü programında Tu rul Yenido an tarafından hazırlnan ve ekrana getirilien dosyanın tam metni:
Şeref Tribününün son 2 bölümünde, Fenerbahçe kulübü resmi internet sitesinin Fenerbahçe tarihi bölümünde yer alan akıl almaz iddiaları mercek altına almıştık.
Neydi bu iddialar?
Birebir FB internet sitesinde yer alan cümlelerle kısaca hatırlayalım:
Mütarekenin karanlık yıllarında işgal kuvvetlerine mensup takımlarını her hafta birbiri peşi sıra futbol sahalarında yenerek milletin rencide olmuş gururunu okşayan Fenerbahçe tüm halkın sevgilisi haline geliyor, zamanla da milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın adeta İstanbul şubesi halini alıyordu. Onlar, cephelere gönderdikleri futbolcuları misali Çanakkalede yaptıkları müdafaanın) bir örne ini de sanki Taksimin Taşkışla sahasında gösteriyor, yaptıkları toplu hücumlarda ise sanki kısa bir süre sonra Kocatepeden verecekleri milli taarruzdaki şahlanışımızın provasını veriyorlardı.

Fenerbahçenin, başta General Harrington Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, İstanbul halkının intikam duyguları içindeki milli duygularını şahlandıran ve yaralı gönüllerine teselli veren yegane olay haline dönüşüyordu.
Artık iş futbol oyunu halinden çıkmış, vatanın asıl sahipleri ile işgalcilerin hesaplaşması şekline dönüşmüştü. Fenerbahçe takımı artık Kuvai Milliye ruhunun halk içindeki sembolü olmuştu. Bunun birinci sebebi işgal takımları ile oynadıkları toplam 50 maçtan ikisi hariç hiç yenilmeyip 41 maçta galip gelmeleriydi ki Altınordu ve Galatasaray takımları ne yazık ki bu başarıyı gösterememişlerdi. İkinci sebebi ise, Anadolu Harekatının başında olan Mustafa Kemalin Fenerbahçeli olarak bilinmesiydi.
Milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın İstanbul şubesi olmak, Kuvai Milliye ruhunun halk içindeki sembolü olmak ve Anadolu Harekatının başında olan Mustafa Kemalin Fenerbahçeli olması gibi ciddi iddialar hangi tarihi belgelere dayanarak ortaya atılıyor, elbette ki bu hikayeleri yazanlara sormak lazım. Yani tüm ça rılarımıza, hatta kendilerini tarihi gerçekleri çarpıtmakla suçlamamıza ra men aradan geçen sürede tek bir açıklama yapamayan o meşhur yazarlara sormak lazım. Biz tarihi gerçeklerle oldu u kadar basit mantı a da ters düşen bu iddialarda bulunan Fenerbahçe tarihi yazarlarına ça rımızı tekrarlıyoruz:
Gelin, İşgal kuvvetleriyle oynanan 50 maçın sadece 9u milli mücadele yıllarında oynandı ı halde, bu karşılaşmaların amacının nasıl olup da cephede savaşan askerlerimizin maneviyatını yükseltmek oldu unu açıklayın diyoruz. İddia etti iniz üzere, Fenerbahçenin İşgal Kuvvetleri askerlerinden oluşan takımlara karşı galibiyetlerinin hangi cephelerde, nasıl bir sevinçle karşılandı ını söyleyin diyoruz.
Anadolu insanı,
Mehmedimiz,
İnönüde, Sakaryada, Kocatepede düşman kurşunu altında şehit olurken,
Aya ına giyecek çarık bulamayıp, çorabının üzerine çaput ba larken,
Tek ö ünlük tayınla ayakta durmaya çalışıp, açlı ını bastırmak için mısır koçanı yerken,
Hiç duymadı ı, hiç izlemedi i, hiç bilmedi i, bir oyun olan futbolda alınan galibiyetleri nasıl sevinçle karşılar, diye soruyor,
Böylesine mantık dışı yalanları yüzünüz kızarmadan nasıl yazabildi inize şaşırıyor,
Vatan u runa can vermiş şehitlerimizin ruhlarından, fanatizm u runa uydurdu unuz bu saçmalıklar için biz af diliyoruz.
İşgal kuvvetleriyle futbol maçı yapmayı, tarihinin övünülecek bir sayfası olarak gösteren, dünya üzerinde başka bir kulüp örne i gösterebilir misiniz diye soruyoruz.

Madem bu maçlar cephedeki askerin moralini yükseltmek amacıyla yapılıyordu, Milli Mücadelenin tamamlandı ı ve Türk ordularının İzmire girdi i 9 Eylül 1922 tarihinden tam 9 ay 20 gün sonra İngiliz İşgal kuvvetleri komutanı Harrington adına düzenlenen kupaya hangi gerekçeyle iştirak edildi ini sorguluyoruz.
Milli mücadelenin zaferle sonuçlanması, sizlerin İşgal kuvvetleriyle futbol oynama gerekçesi olarak iddia etti iniz gibi halkın moralini yükseltip, ulusun kırılan onurunu bir nebze de olsun onarmakta yeterli olamamış mıydı? İngilizlerle yapılan maçlara ve onların onuruna verilen çay partilerine bu yüzden mi devam edildi?

Milli Mücadele zaferle sonuçlanıp, saltanat kaldırılırken, Ankarada Büyük Millet Meclisi tarafından çok yakında kurulacak Türk devletinin temelleri oluşturulmaya çalışılırken, Gazi Mustafa Kemal Anadoluyu karış karış dolaşıp, birbiri ardına gerçekleştirece i devrimlerin temellerini atarken, İsmet Paşa Lousanneda tam ba ımsızlık için ter dökerken, Yıllardır o cepheden bu cepheye sürüklenmiş Anadolu insanı yaralarını sarmaya çalışırken, bu zaman zarfında, son halife Abdülmecidin o lu şehzade Ömer Faruku hala başkanlık makamında tutmakta olan Fenerbahçe futbol takımının İngiliz İşgal kuvvetleri askerleriyle tam 19 kez karşılaşmış olması da mı aslında milli taarruzdaki şahlanışımızın provası yapılıyordu gerekçesiyle açıklanıyor, merak ediyoruz?
Ezeli rakip Galatasarayla 50. maç rekabetteki 21. yıl sonunda oynanırken, ilk kez Cumhuriyetin ilanından sonra karşılaşılan bir di er ezeli rakip Beşiktaşa karşı ancak 17 sene sonra 50. maça çıkılırken, işgal kuvvetleriyle 3.5 yılda 50 kez karşılaşmış olmak oldukça ilginç bir istatistik diyoruz.
Fenerbahçe takımının İşgal kuvvetlerine karşı son maçını 30 Ekim 1923de oynadı ının altını çiziyor, bu maçtan sadece 6 gün sonra Refet paşa komutasındaki Türk birliklerinin sevinç gözyaşları arasında İstanbula girmesini yüreklerimiz kabararak hatırlıyor, daha fazla bir şey de söylememek için dilimizi tutuyoruz.
Tekrar, Fenerbahçe Kulübü resmi internet sitesinde yazan tarihçeye dönüyor, ****** ve Fenerbahçesi; başlıklı bölümü okuyoruz:
Fenerbahçenin müttefiklerle mücadelesi sadece yeşil sahalarla da sınırlı kalmayacak, Cihan Harbinde vatana feda ettikleri di er sporcuları gibi, futbolcularının büyük bir bölümünü yine işgal yıllarında İstanbuldan Anadoluya silah aktarılmasında etkin bir rol oynatarak vatanının ihtiyaç duydu u konuda hayatlarını budaktan esirgemeyeceklerdi.
Bu satırları okuyunca, do al olarak Fenerbahçeli hangi futbolcuların Anadoluya silah kaçırdı ını merak ediyor, tarihi belgeleri araştırmaya başlıyoruz.
Ulaşabildi imiz kayıtlardan önce futbolcuların mesleklerini araştırıyoruz.
Şaşırtıcı bir biçimde aralarından birinin, hem de İşgal kuvveti komutanı Harrington adına düzenlenen kupaya uzanan golü kaydeden Zeki Rıza Sporelin Osmanlı ordusu mensubu oldu unu ö reniyoruz.
Ordudan maaş almakta olan bir askerin hangi gerekçeyle Anadoludaki direnişe katılmadı ını soruşturuyor ve öylesine şaşırtıcı belgelere, öylesine ilginç kayıtlara rastlıyoruz ki, inanmakta güçlük çekiyoruz.
İŞTE TARİHİN TOZLU RAFLARINDAN ORTAYA ÇIKARDIĞIMIZ İNANILMAZ BELGELER.
Yıl 1946
Fenerbahçenin Milli oyuncusu Zeki Rıza Sporel 1934 yılında futbolu bırakmış ve iş hayatına atılmıştır.
Yıllar önce İngiliz Vitol ailesinin kızlarıyla evlenmiş, İngiliz konsoloslu unda görev yapan kayınbiraderleri vasıtasıyla kurdu u ilişkiler sayesinde futbolda gösterdi i başarıları ticaret hayatında da göstermeye başlamıştır.
İşgal zamanının acıları sarılmış, Vitol ailesinin bazı üyelerinin İşgal kuvvetlerinde komutanlık yaptı ı günler ise çoktan unutulmuştur.
Liverpooldan kalkıp önce İzmire göçen, daha sonra da İstanbulda Modaya yerleşen bu köklü İngiliz aile, Zeki Rıza Sporelin yakın dostları Celal Bayarla da tanışmasına vesile olmuştur.
O yıl ülkede ilk demokrasi sınavı verilmektedir. Tek parti dönemi bitmiş, yeni kurulan Demokrat Parti de seçimlere katılmıştır.
Zeki Rıza Sporel, Celal Bayarın kontenjanından Demokrat Parti İstanbul Milletvekili adayı olur.
Seçimi kazanır.
Mazbatasını almak üzere Ankaraya yollanır.
İşte tarihin tozlu raflarında kalmış acı gerçekler bundan sonra gün ışı ına çıkar:
Meclise seçilen yeni milletvekillerinin seçim tutanaklarını incelemekle görevli soruşturma komisyonu başkanlı ına Zeki Rıza Sporelin geçmişiyle ilgili bir çok ihbar dilekçesi ulaşmıştır.

İşte söz konusu komisyonun raporundan bazı bölümler:
İSTANBUL MİLLETVEKİLLİĞİNE SEÇİLEN ZEKİ RIZA SPORELİN SEÇİM TUTANAĞI HAKKINDA TUTANAKLARI İNCELEME KOMİSYONU RAPORU
(5/48) (S.Sayısı 19)
Hazırlama Komisyonu Raporu
Milli Savunma Bakanlı ından bu hususa aid celb olunan 23 Eylül 1946 tarih ve 164381sayılı yazı ile ek 21 Temmuz 1924 ve 665 aded işaretli Bursa (Askeri) Heyeti Mahsusasınca ittihaz olunan kararda, 1922 senesi Nisanında Milli Orduya katılması için resmen gerçekleştirilen davete sa lık nedenleri ileri sürerek icabet edemedi ini iddia etmekte ise de, iddiasının gerçek olmadı ına ve bununla birlikte gerçek olmayan nedenlerle davete icabet etmedi ine kanaat hasıl olmakla, 25 Eylül 1923 tarihli kanunun ikinci maddesine göre Türk ordusundan tardına oybirli i ile karar verildi denilmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:12 am

İşte F.Bahçe'nin gizli tarihi 2

Tutanakları İnceleme Komisyonu Başkanlı ına,
21 Kasım 1946

1) 1 A ustos 1946 tarih ve emekli Yüzbaşı Zülfikar Akdal imzalı dilekçede, Zeki Rıza Sporelin Milli Mücadelenin başında baytar subayı olarak İstanbulda bulunurken, vatan müdafaasına iştirak etmesi için Anadoluya gelmesi kendisine tebli edildi i, bu emri alan Zeki Rıza Sporelin vazife başına koşaca ı yerde, aksine olarak Milli Kuvvetleri arkadan vurmak üzere (Sadrazam) Damat Feritin teşkil etti i kuvayi İnzibatiyeye katıldı ı, bu yüzden Harb Divanınca ordudan atılmasına karar verildi i, bir vatandaş için askerlik şerefinden mahrum edilmenin cezaların en büyü ü addolunması lazım gelece i ihbar edilmektedir.


2) 2 A ustos 1946 tarih ve Mazhar Erkan imzalı dilekçede, Zeki Rıza Sporelin baytar Üstte men iken, istiklal mücadelesi zamanındaki kabahatlerinden dolayı, 25 Eylül 1335 (1339/1923) tarihli kanunun ikinci maddesi mucibince nispeti askeriyesinin kat edilmiş oldu u bildirmekte, nispeti askeriye katına mütaallik muamele, milletvekilli i sıfatı ile imtizaç edemeyece i cihetiyle, seçim mazbatasının tasdik edilmemesi istenmektedir.
3) 4 A ustos 1946 tarih ve Lütfi Sarı imzalı telgrafta, Zeki Rıza Sporelin kurtuluş hareketimizin önderi olan Kuvayi Milliye aleyhinde muvazzaf baytar subay oldu u halde çalıştı ından, (Bursa Askeri) Heyeti Mahsusası kararı ile ordudan tard edildi i, Zeki Rıza Sporelin bu durumu itibariyle milletin en büyük Türk Milletini temsil yetkisi olmadı ı bildirilmektedir.

Komisyonumuz huzurunda müdafaası alınan ve şifahen dinlenen Zeki Rıza Sporel, bu resmi davete icabet etmedi ini ve sebep olarak rahatsız olan hemşiresini bırakacak bir kimse bulunmadı ını, milli hareketin neticesinin taayyün etmesi için bir müddet daha beklemeyi muvafık buldu unu beyan etmiştir.

Son derece a ır suçlamalar içeren Hazırlama Komisyonu Raporu üzerine, Tutanakları inceleme komisyonu, raporu meclis görüşmesine açıp açmamak kararını almak üzere toplanır.

İşte 2 Aralık 1946 tarihli toplantı sonucunda yayımlanan raporun karar bölümü:


Anayasamızın 12. maddesindeki kamu hizmetlerinden yasaklılı ın milletvekilli ine seçilmeye mani oldu u kabul edilmiştir. Zeki Rıza Sporel ise, Mücadelei Milliyede hizmeti vataniyesini ifaya resmen davet edildi i ve kendisi de muvazzaf baytar subayı oldu u halde, bu davete icabet etmemiş ve bu sebeple 347 sayılı kanun gere ince nispeti askeriyesinin katına karar verilmiştir.

Zeki Rıza Sporelin bu hükümlülü ü af kanununun şümülünden dışarıda kalmış oldu undan, kendisi kamu hizmetlerinin bir kısmından yasaklıdır. Kendisinin bu durumu ise, milletvekili seçilmeye mani görüldü ünden, tutana ının kabul edilmemesi hususunun meclisin yüksek tasvibine sunulmasına oyçoklu u ile karar verilmiştir.


20 kişilik komisyonda sadece 4 üye karara muhalefet şerhi koymuştur.

İşte TBMMnin 6 Aralık 1946 günü gerçekleştirdi i toplantının tutanak zabıtlarından bazı bölümler:
Kaynak:
TBMM Tutanak Dergisi
Birleşim: 13
Oturum: 1
6 Aralık 1946

Önce tutanakları inceleme komisyonu sözcüsü, Kırşehir milletvekili SAHİR KURUTLUOĞLU rapor hakkında açıklamalarda bulunur.
Ardından Kırşehir milletvekili REFİK KORALTAN kürsüye çıkarak, Zeki Rıza Sporelin Milli Mücadele sırasında Anadoluya geçmek isteyen subayları koruyan ve onların Anadoluya geçmesine yardım eden M. M. Grubunun bir çalışanı oldu unu, M sıfır kod adıyla tanınan Miralay Esat Beyin emrinde çalıştı ını, bu görevini sürdürmenin memleket için daha hayırlı oldu unu düşündü ünden, Anadoludan gelen davete icabet etmedi ini iddia eder. Miralay Esat Beyin birkaç yıl önce öldü ünü, sa olsa bu gerçe e şehadet edece ini ekler.
Refik Koraltanın ileri sürdü ü bu yeni iddialar üzerine bir çok milletvekili kürsüde söz almak ister. İşte o günün meclis tutanaklarından birkaç satır başı:

GENERAL EYÜP DURUKAN
HATAY MİLLETVEKİLİ

Zeki (Rıza) Sporelin Merkez Kumandanlı ının gizli hizmetlerinde ve Anadolu lehinde çalıştı ını söylüyorlar. Milli Mücadelenin sonunda Erkanı Harbiyei Umumiye Riyaseti, Gruplara emir verdi. Milli Mücadelede, Milli Mücadele için çalışan subay, askeri memur ve sivillerin isimlerini bildireceksiniz dedi.

Ben Anadolu Ordusuna dahil olarak Felah Grubunun mühimmatın ve askeri fabrikalara aid aaagah, alet ve edavatın Anadoluya kaçırılması ile görevliydim. Erkanı Harbiyei Umumiye emir verdi. Milli Mücadelede Anadolu Ordusuna dahil olarak çalışanların ve gizli vaziyette bulunanların isimlerini bir cetvel halinde bildiriniz dedi. Umumiye Riyasetine takdim edildi. Hatta bugün dahi, tahmin ederim ki, arşivde mevcuttur.

E er bu arkadaş hizmet etmişse, hatta gizli olarak, yani ikinci veya üçüncü derecede hizmet eylemişse, mutlaka bu cetvellere isminin girmesi lazımdı. Çünkü Esat Paşanın maiyetinde Milli Mücadelede gizli olarak çalışanların hiçbirisinin ismi unutulmamıştır. Farzımuhal olarak bu gibi hizmette bulunmuş ve ismi de cetvele girmemiş olsun, öyle farz edelim. Nihayet Bursa (Askeri) Heyeti Mahsusasına ça rılmış ve gitmiş& Gitti i vakit, Ben hastaydım yahut Hemşirem hastaydı diyecek yerde, Ben İstanbulda Merkez Kumandanı Esat Beyin maiyetinde gizli olarak çalıştım deseydi. Bu çalışan mesul arkadaşlardan soracaklardı. Bu suretle bu adam mahkum olmayacaktı. Çünkü bunun misalleri vardır.

Şu halde kendisinin böyle bir hizmeti olaca ını zannetmem. Çünkü delil meydandadır. Verilen cetvellerdeki arkadaşlar hizmetlerine göre (Türkiye) B(üyük) M(illet) Meclisince kimi takdirname ile, kimi İstiklal madalyası ile, kimisi terfi ile taltif edilmişlerdir. Binaenaleyh bu arkadaşın bunlar arasında ismi katiyen yoktur. Olsaydı, böyle mahkum olmasına imkan yoktu. Vatanın muhtaç oldu u bir zamanda lazım olan hizmeti yapmamak şerefsizli ine düşmemiş olurdu. Binaenaleyh hizmetleri hakkında söylenen şeylerin bence katiyen aslı esası yoktur.

MUHİTTİN BAHA PARS
BURSA MİLLETVEKİLİ

Milli Mücadele başladı ı zaman burada 14 yaşındaki çocukların, kadınların yardımına muhtaç oldu umuz bir devir yaşıyorduk. 14 yaşındaki çocuklar yardım ediyordu. Böyle vazifesi vatanı kurtarmaktan ibaret bir askerin davete icabet etmemesi ne demektir? Size sorarım. Gelin memleket tehlikede; hayır memleket de il, bütün vatan ve bütün Türk milleti tehlikede& Bu başka harplere de benzemiyor. Lisanı hal ile Zeki (Rıza) Sporele söylenen bu, gel bize yardım et; sana çok ihtiyacımız var cümlesi söylendi i zaman, Hastayım, gelemem diyor. Bu arkadaş, şayanı teessürdür ki, bizim Komisyonda cevap verdi i zaman, Ben hasta de ildim, hemşirem hastaydı diyor. Burada Hemşirem hastaydı diyor. Demek ki, pek de hakikate taalluk eder bir beyanat de il. Pekala biz mazereti de kabul ediyoruz. Gelemiyor& Zafer oluyor, herkes Anadoludan İstanbula sevinerek koşuyor, memleket kurtulmuş bulunuyor. Askerler terfiye mahzar olmuşlar. Hepsinin gö üslerinde kırmızı kurdelalarla birer şeref madalyası vardır. İstanbulda bir arkadaş var, askerlikten matrut, bir ızdırab duymuyor; Keşke ben de gideydim şu şerefli vazifede bulunaydım demiyor. Onu da bırakın, askerlikten matrut olmak fena vaziyetinden kurtulayım, Ankarada bir heyet teşekkül etmiş& Gideyim, masumiyetimi ispat edeyim; şu fena vaziyetten kurtulayım. demesi lazım gelirken, onu da yapmıyor.


Efendim, bu arkadaş partide vazife almış& Efendim, bu arkadaş falan zatın teveccühünü kazanmış, şu zat ile resim çıkartmış& Efendim, bu arkadaş futbolda büyük muvaffakiyetler göstermiş& Bunları birbirine karıştırmak do ru de ildir. Elini sıktı ınız insanların içini biliyor muyuz? Herkes Zeki(Rıza) Sporelin Milli Mücadeleye iştirak etmedi i için askerlikten tard edildi ini bilebilir mi? Biliyor mu idi? Biliyor mu idik? Elbette hayır.

DR. FAHRİ KURTULUŞ
RİZE MİLLETVEKİLİ

Kendilerinde vatan için çekecekleri fedakarlıkların takatini bulamayanlar, Türkün bu saldırışı karşısında tutunamayaca ını az mı iddia ettiler? Az mı insan bu mücadelenin boşlu unu söylemedi? Az mı münevver davamıza silah çekmedi?


Şimdi memleketin bir adama, Milli Mücadelenin bir insana muhtaç oldu u bir zamanda, Zeki Rıza Sporel, Kardeşim hasta, yanına bırakaca ım kimsem yok, Milli Mücadelenin ne şekil alaca ını bilmiyorum, bunun için cepheye gitmedim demiştir.
Hukuk meseleleri hukukçuların payı olsun; fakat bir milli vicdan vardır, bir milli ahenk vardır, bir milli inanış vardır. Biz bu inanış içinde, her şeyi her an feda ederek, bu davayı müdafaa etmesini bilmezsek, bu topraklar bizim olamaz.


Milli Mücadele yıllarının karakteri, her şeyden üstün olan vatan içindir. Binaenaleyh askeri mesuliyet ve vazifesinin kutsiyetini bilmeyen bu arkadaşımıza şu misali hatırlatırım: 27 A ustos 1927 (1922)de emir alan merhum Albay Reşat, Çi iltepesini beş dakika geç aldı ı için intihar etmiştir. Bu mukaddes vatan evladı, Zeki Rıza Sporel gibi o vazifeye gitmemeyi bilmez miydi? Halbuki beş dakika geç kaldı ı için intihar etmiştir. Zeki Rıza (Sporel)in bu milli heyet arasında bulunmasının ne dereceye kadar yeri vardır? İstiklal Şehitlerinin ruhu gelip, bunu bizden sormayacak mı?



Söz alan Sinop Milletvekili SUPHİ BATUR ise, Zeki Rıza Sporel tarafından kaleme alınan bir mesajı okur:


Ben bu vatanda milli şuurun ve kabiliyetin spor sahasında tecelli eden faaliyetlerine acizane iştirak etmiş ve karanlık günlerinde teselli kayna ı olmaya vesile olmuş, yabancı memleketlerde milli formayı senelerce şerefle sırtımda taşıyan ve kudretim dahilinde necip ve asil Türk milletinin yüzünü ak etmeye çalışmış olmakla mübahi bir vatandaşım.
Ruhumda ve kalbimde yegane yaşayan arzu ve gaye, bu millete faydalı olmak ve onun hayrına çalışmaktır. Genç yaşımdan beri bütün milletin gözleri önünde bütün safhaları apaçık geçmiş bir maziye ve hayata sahip bulunuyorum. Benimle yakından ve uzaktan münasebette bulunan herkes bilir ki, tek gayem bu memlekete saham dahilinde çalışıp faydalı olmaktan ibarettir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
AyMaRaLCaN



Mesaj Sayısı : 734 Rep Puani : 0 Kayıt tarihi : 26/10/10

MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Salı Nis. 24, 2012 8:13 am

FENERBAHÇEM


Fenerimin gülleri
Açtı yine bahçem de
Fenerbahçem




Fenerimin gülleri
Hep sarıdır renkleri
Fenerbahçem




Fenerimin gülleri
Lacivert bülbülleri
Fenerbahçem



Fenerim gülleri
Feth eder gönülleri
Fenerbahçem



Fenerimin golleri
Korkutur yürekleri
Fenerbahçem
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://maralcan.yetkin-forum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Fenerbahçe Tarihi (1907)   Bugün 9:26 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Fenerbahçe Tarihi (1907)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» FIKRANIN TARİHÇESİ
» ortaköy tarihi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fenerbahçe-
Buraya geçin: